29 Haziran 2012 Cuma

Çeyizini Havalandıran Kızın Dramı


       
      Çeyizimi havalandırmaya karar verdim,nerden çıktıda böyle yaptım bilmiyorum aniden oldu bu durum,akşam vakti kalktım koltuktan ve başladım kolilerimi açmaya..
Bi anda esti yani aklımda duracağına midemde dursun misali biriyim galiba ben,rahatlayamıyorum o iş bitecek illaki,o anda olacak.Fakat çeyiz meselesinde bu olay öyle kolay değilmiş
30 a yakın kocaman koli,bunun dısındaki yorgan ve battaniye olayınıda hıc hesaba katmamısım.Hatta annemin dalga gecmesinide..'Aç Aç kutuları belki içinden damatta çıkar' diye esprısını de yaptı annem..'Tamam anne kutuma doğru gidiyorum o zaman.' dedim bende.
        Çeyizim derken burada 30 yıllık birikimden bahsediyorum..Ve tasındığımızdan beri 7 yıldır hıc acılmayan kolilerden..Hepsi küflenmıstır yada guvelenmıstır dıye dusunuyosanız cok yanılıyosunuz,hepsı sağsalim duruyodu.
Yalnız üç gündür uğrasıorum hala bitiremedim bu olayı,aksamları çeyizci başı gibi oldum,nerden bulastım bu olaya.Görende yarın evleniyorum sanır.Arkadaslarıma rüyamda ak sakallı dedeyi gördüm,çeyizini havalandırırsan bu yıl içinde evleneceksin dedi bana dedim,artık inandılar mı bilemiyorum:)



       Çeyizimde ne olduğuna gelirsem,bol miktarda havlu ve havlu kenarı,çeşitli boy ve ebatlarda mumlar,çeşit çeşit sabunlar,bi milyon tane biblo ve süs eşyası,çanak çömlek,borcam koleksiyonu(bir değil iki değil üç değil tam beş tane),bol miktarda tülbent,tespih,patik,dantel diye tabir ettiğimiz ne işe yaradığını çözemediğim tanımlanamayan cisimler,havlu kenarıda mesela ne işe yarıo bi Allah'ın kulu bana acıklayabilir mi?
Bunun gibi şeyler çıktı yani çeyizimden,annem yememiş içmemiş havlu koleksiyonu yapmış,komsular,tanıdıklar eş dost artık,kim ne vermiş bıde notları var,annem kağıtlara not alıp havluların arasına koymuş:bu Fatma teyzenin...
Ama şu acıdanda düşündüm,havlumun olması güzel.Ama havlu kenarlarını hiç beğenmedim,evlenınce sökerim onları sökemezsem uclarından yakarım hani eskiden mektup ucları yakılırdı,kocam gelmeden yakarım kapıyı acıncada havluyu tutarım hosgeldın kocacım bak havlu ucu yanık:))Yalnız borcam olayı saçma herkeste bi borcam hediye etme hastalığı vardı bı ara.Halbukı cok gereksız bı olay,onun yerıne tencere alınsaymıs daha ıyıymıs.



       Mumlarımın ve sabunlarımın çok çok olmasıda guzel,benı alacak adam beş sene sabun almayacak aıle butcesınede katkım var.Bı elektrıkler kesılse o kadar mum varki bi bes senede mum yakarız valla fatura derdımız olmaz.
Tabii yine bi sürü ıvır zıvır şeylerde cıktı,onları yazmıyorum,ama herseyı anladım annem artık ne gorduyse ben kullanmıyım kızım evlenınce kullansın dıye yenı ne bulmussa koymus ceyızıme,cok guzel seyler ayrıcada,çamaşır ipi nedir arkadas koskoca ceyızın ıcınden turuncu camasır ipi cıktı.Çamasırı asarsın fena mı dedı annem..
       Hayır bide eskiler nasıl kocaya kacıolarmıs bı bohcayla,benım bu ceyızı alıp evden kacmam bıle ımkansız,bohcamı nasıl yapacam bı kere hepsı lazım,kacacağım adamın bı kere cüsseli falan olması lazım o kadar koliyi yani bohcamı nasıl tasısın,bıde sabırlı olması lazım,30a yakın koliyi kacırması zor olur..
Tırla falan kacmamız lazım bizim..Aslında yalan dünya Nurhayat'ında dediği gibi: 'Benim için en önemli şey çeyiz sandığı. Hatta, çeyiz sandığıyla evlensem, Rıza’yı hediye verseler de olur... :) ' Dram konusu ise; belim koptu belim....Çeyiz havalandırması sonrası yan etkiler ise: Baktığın her yerde havlu kenarı ve dantel halüsinasyonları görmek.. :) 
Son günlerde çeyizi ile kafayı bozmuş olan ve 'Asıl çeyiz benim kalbimdir' diyen Biricit bakalım ne zaman evlenecek?
resimler alıntıdır.

27 Haziran 2012 Çarşamba

Ara Ara Belkide Bulursun :)




Bugünlerde sıcaklardan mıdır nedir,tuhaflaştım.Geçen arkadaşımla konuşuyoduk çok sıcak çook diye,vantilatör çıkmış su atıomuş artık benimle kafamı buldu anlamadım ama neyse,klima,vantilatör ve artık ne varsa bu sıcakta iyi gider.
Son günlerde yani ben bunuda sıcaklara bağlıyorum,içimde yalan dünyanın zerrrini yaşıyo sanırım,herkese nassın anan nası baban nası,dayıngiller nası diyesim geliyo,tabii demiyorum ama bu ay beni arayanlar bakın bakalım neler demişler google aramalarında,yazmışlar kelimeleri cümleleri aradıklarını buldular mı bilemem ama beni güldürdüler:) Koyu renkler arama kelimeleridir:)


garfield ben de asik   bende bende:)


bir erkek bir kadin evleniyor mu  evlensinler artık kaç bölüm oldu:)


google blogger türk hatunlar   heh tam yerine geldin:)


günlük insanların başına gelecek komik gıcık olaylar    evet kesin aradığın benimdir:)


hac hediyeleri  bu aramada ben nasıl çıktım hiç anlamadım,bulan kişiyi tebrik ediyorum.


kurtuluş son durak kuyu hikayesi     o kuyu hikayesini hiç sorma:)


renk resmi        nasıl bir renk mesela?


umutsuz eşleri    neden umutsuz?


yeminli muhabeci nasıl olunur   şimdi şöyle olunur,önce işletmeyi bitireceksin,sonra staj,sonrasındada sınava gireceksin.


kalbimde asansor yok       benim kalbimdede tahtaravalli yok:)


kurtuluşson durak izlemek istiyorum  film sitelerine gideceksin kardeş :)


mide agrısı güzel hobılerle nasıl geçer görsel       mide ağrısı için doktora gidilmeli,hobiyle geçmez sanırım.


movie horror    gerilim korku filmi varsa öneriniz bende alabilirim movie:)


müdürle ilgili karikatür  buradan :)


kirli arka cam yazıları    beni yıka yazardı arabaların arkasında,kucukken bızde yazardık:)


hareket eden resımler            benim görsellerim hep hareketlidir:)


okuz erkekler               ben demedim arayıp gelmişler bloguma valla:)


pasif erkek telefon numarası ara     o ne demek yaa!!:)


yaziklar olsun kadin    sana yazıklar olsun be adam:)


barbie gelin                gelin olmuş gidiyordur:)


bir beşiktaş değiliz ölene kadar beşiktaşlıyız  aferin:)Bjkyle ılgılı olduğu ıcın beğendım yoksa ne dedığınızı anlamadım:)


kadına şiddete hayır         işte bu:)


erkekler icin dogum günü kartlari  erkekler ıcın doğumgunu kartımı olurmuş yaa:)bıde cıcek alalım tam olsun:)


tanıdığımıda tanımak       sıcaklardan gelmiş bu arama sanırım yazan kişi epeyce güneşe maruz kalmış:)


Bu arada gerçektende su üfleyen yada su atan vantilatör varmış http://www.youtube.com/watch?v=DH5cL0soht8 :))
Biricit sıcaklardan çok bunaldı çook,Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasını özledi.

23 Haziran 2012 Cumartesi

1SosyalMedya'da Biricit :)



Dur durak vermeden,yeni haberlere devam ediyorum:)Yine yeni haberim var:)
Blogunuzu 1sosyalmedyaya ekleyebilirsiniz.Kategorilere göre bloglar sıralanıyor ve bence güzel bi uygulama yapmışlar.Bilinirlilik açısından,ziyaretçi sayısı açısından,yeni blogları keşfetmek açısından hoş bişey.
Bloglara oy verilebiliyor mesela.Buradan daha detaylı öğrenebilirsiniz:) 
http://1sosyalmedya.com/puanlamali-blog-dizini-ve-bloglifetr-dergisi-infografik.html

Bende GüzellikKadın ve İlişkiler kategorilerinde varım :)

http://1sosyalmedya.com/blog-dizini/biricitinyeri.html
http://1sosyalmedya.com/blog-dizini/guzellik.html
http://1sosyalmedya.com/blog-dizini/kadin.html
http://1sosyalmedya.com/blog-dizini/iliskiler.html

Bloglarla yeni oluşumlardan haberdar olmak için Biricit'i izlemeye devam edin:)

Altın Örümcek Sakıp Sabancı Müzesi’nin Oldu‏



Altın Örümcek En İyi Etkinlik / Kültür Sanat Web Sitesi Ödülü Sakıp Sabancı Müzesi’nin Oldu

Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) web sitesi, Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız web ödülleri organizasyonu Altın Örümcek’te, “Türkiye’nin En İyi Etkinlik / Kültür Sanat Sitesi” ödülüne layık görüldü. Doruk.net sponsorluğunda bu yıl 10. kez düzenlenen yarışmada, toplam 34 kategoride, internet teknolojileri alanındaki en başarılı projeler ve en iyi web siteleri ödüllendirildi. Yarışmada web sitesiyle 1.liği elde eden SSM’ye ödülü, 21 Haziran 2012 tarihinde düzenlenen gecede verildi.

Altın Örümcek Ödülleri
2002 yılından bu yana aralıksız olarak gerçekleştirilen Altın Örümcek Web Ödülleri; web ve internet teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen başarılı projelerin daha iyi tanıtılmasını, hak ettiği yeri bulmasını, bu alana yapılan yatırımların özendirilmesini amaçlıyor. Web, internet teknolojileri, pazarlama ve iletişim alanlarında yetkin ve tecrübeli jüri üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Altın Örümcek, Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız web ödülleri organizasyonu olma özelliğini taşıyor. 

Basın Bültenidir.

22 Haziran 2012 Cuma

Ertoş İle Biricit'in Nişan Törenlerinde Sizide Aramızda..



Biz ona kısaca Ertoşş diyoruz..Aşık oldum sanırım..Buna ben bile inanamadım ama..Hoşlanmak yada hayranlıkta denilebilir belki..
Belkide ruh ikizimi buldum..Aşk bu mu yani..Bilemiyorum ama Ertoşş'u düşünüyorum günlerdir..Hatta aylar oldu mu bilemiyorum..
En çokta cacık yerken düşünüyorum Ertoşşcuğumu..O da cacık seviyor mu,hıyarlarla arası nasıl acaba,sever mi diye düşünüyorum..
Cacık yerken çok romantikleşiyorum ben..Bu romantik anlarımdada aklıma Ertoşşum geliyo..
Acaba o da beni düşünüyor mudur?Bilmiyorum ama..Kim bu Ertoşş derseniz,Dayatılancım sayesinde tanıdım onu,henüz görmedim,sesini bile duymadım..
Sanal yada platonik bir aşk belkide bilemiyorum..Ama kendisinin yaptığı şeyleri duydukça sevdim onu,tahminimce 30 yaş civarlarında hafif kelimsi olmalı..
Kel erkekleri sevmem aslında ama Ertoşş işte çok farklı..Aşk böyle işte kel sevmem dersin gider kele aşık olursun..
Bana en çok kendini sevdiren özelliği excelde raporlar hazırlaması,dayatılanı bu raporları ile delirtmesi..Mesela sol kulağını sol elinle tutarsın ya Ertoşcum sol kulağını sağ eliyle tutuyor..Kendine iş çıkarmayı seviyor..
Blogstar yarısmasında mesela bana oy verılırken benım oylarım bır gunde artmıs,Dayatılan'a demıskı yaseminin oyları arttı,o da sasırmıs öyle biri yokki demiş,sonra görmüşlerki yasemin kokulu hayattan bahsediyo,tabii dayatılan beni biricit diye bildiği için anlamamış..
Ayy ne romantik..Mesela excelde rapor hazırlarken sayfa sayfa ayırmıs blogları diyorum ya dayatılanı cıldırtmak ıcın işlerini uzatmış,çünkü cocuk kolayı sevmiyor anacım..
Zor aşk sever kesinlikle buradan bunu anladım ben...Kolay seyler ona göre değil yani aynı şeyleri düşünüyoruz..Bekarlara chat odası açılması fikrini de o bulmuş,yani bu demekki çocuk ciddi şeyler düşünüyor,bekarlar ruh eşlerini bulsun, evlensin diye düşünüyor..
Düşünsenize evlenmişiz Ertoşşumla excelde raporlar hazırlıyoruz karsılıklı,ahhh ahhh aşk bu işte..Pivot tablomuzu yaparken ne alırsın hayatım? diye soruyorum ona,düğünde takılan takıları raporluyoruz beraber düğün videosunu da izliyoruz,aaa bak senin dayın ne takmış hanesine yazalım,altınları topluyoruz sonra tablomuzu hazırlıyoruz..
İşte bu aşk işte...Beraber excel tabloları hazırlıyoruz..Ahhh Ertoşşcumm..
Biricit ile Ertoş'un Nişan Törenlerinde Sizleride Aramızda Görmekten Onur Duyarız:))
resim alıntıdır.

20 Haziran 2012 Çarşamba

İpekböceği İle Röportaj Yaptım! :)



Çok sevdiğim blog yazarı arkadaşlarımdan biri olan İpekböceği,beni kırmadı Yaz Köşe Röportajlarımın bu haftaki konuğu oldu,işte keyifli röportajımız..:)
Öncelikle yaz köşesi röportajlarımın konuğu olduğun için teşekkür ederim İpekböceğim:)      


Ben teşekkür ederim tatlım güzel sohbetimizi buraya taşımak istediğin için:) 


Blog Dünyasına ne zaman geldin? Hoşgelmişsin tabiiki iyiki gelmişsin İpekböceği neden blog açtın peki:)Daha önceden blogun olduğunu,blogunu kapadığını yazmışsın,buna ne sebep oldu?Ve tekrar blog açmışsın,blog dünyasına girilince sonradan çıkılamıyor mu acaba?    


       Şimdi bu aslında birden soru içeriyor  malum nasıl cevaplayayım bilemedim de en iyisi maddelemek:) *Ben şu yazımda anlattığım gibi uzun yıllar önce başladım yazmaya taa msn space lardan itibaren sayarsak daha uzun, bloggerdan itibaren 6-7 yıl olmuştur tahmini -en az. *İlk açtığım blogumu sevdiğim şiir ve yazıları, öyküleri toparlamak için kullanmıştım.Defter niyetine,çünkü benim hep deri kaplı ajandalarım olmuştur sevdiğim şiirler şarkı sözleri anılar,güncel konular not ettiğim.. internetten bulduklarımı hemen oraya yazar saklardım okunacağından, yorum geleceğinden, arkadaş ekleneceğinden  haberim bile yoktu bunlar az çok space larda da başlamıştı ama ortam çok farklıydı bloglarda. Daha sonra photoshopla kısa şiirleri güzel resimlerin üzerine yazıp e-kartlar yapmaya başladım bunu da ayrı bir blogta yaptım, ama 
zamanla diğer blogları okudukça içini de dökebiliyormuşsun ne güzel dedim ve zamanla kişiselleştirdim bloglarımı ve etiketler kategoriler halinde diğer sevdiğim alıntıları,video ve müzikleri de,kendi fikir düşünce ve duygularımı da aynı yerde toplamanın daha mantıklı olduğunu gördüm. Seçtiğiniz her şey sizin bir yansımanız çünkü, bir şiir, bir alıntı, bir şarkı sizi anlatabiliyor sizi ve duygularınızı sizin becerip kuramadığınız cümlelerle mükemmel bir biçimde. *Ben acemilik zamanımda yaptığım bloglarımı dediğim gibi hepsini bir yerde toplamak amacıyla kapadım en sevdiğim parçaları toplayıp kategorize ederek açtım bir tane tek ve kendimi de yazmaya başladım.Bu arada birkaç blogu bir anda kapamış oldum. Bir süre yazıp sonra yazma hevesimin kaçması, deşifre olmam (kendi rl çevrem tarafından),bloggerın zırt bırt kapanması sebebiyle alan adı alıp yazmam(bu çevre kaybına yol açıyor), ya da sıkılmam sebebiyle de kapadıklarım oldu. Ayran gönüllü davrandım sanırım bu konuda sıkıntıya gelemeyen biriyim ben. Oysa onlar bana geçmişimden anı olarak kalıcaktı pişmanım açıkçası ama böyle olması gerekiyormuş gün gelip bunu da içindekilerle patlatabilirim bir gün. *Girince çıkamamak diye bişey yok ama yazmaya alışmak durumu var..Gelişmek var diğer yandan. Yeniden yazmaya başlamam aynen profilimde yazdığım gibi sms ya da mesaj atarken yani kendimi yazarak ifade etmem gerektiğinde uzun ve noktalamasız yazıyosun hiçbişey anlamıyorum diyen (aslında işine gelmeyen) birine serzenişte bulunmak, içimi dökmek,stresimi atmak, kafamı kendi kendime konuşarak değil yazarak boşaltmak, hah siz dinlemezseniz ben de aha da buraya yazarım demek gibi amaçsız amaçlarla başladım yeniden çünkü ben hep derim ki siz kendinizi konuşarak rahatça ifade ediyo olabilirsiniz ama ben içe dönük biriyim yazarak daha rahat içimdekileri aktarabiliyorum. Tam istediğim gibi olmasa da.. 


Blog Dünyasında kendini nerede görüyorsun?İpekböceğini tanıyabilir miyiz?Blogunun adı neden İpekböceği? 


     Kendimi blog dünyasında herhangi bir yerde görmüyorum. Olmam da gerekmiyor burası benim iç dünyamın bir yansımasından ibaret. Herhangi bir oluşuma veya gruplaşmaya dahil olmak, bazı
hırslar,çekişmeler,hesap kitaplar bana çok uzak..raiting misali istatistikler,okunma sayıları, takipçi sayısı benim için birer anlamsız rakamdan ibaret.Bana samimiyetle yaklaşan, içtenliğine inandığım çok güzel insanlar var burada ve mutluyum bu yüzden, bu benim için bir bonus. Çok sevdiğim bişeyi sadece kendim için yapıyorum çünkü. Ben içimi dökmek için, ruhuma terapi gibi geldiği için burdayım.Bir gün olmayabilirim. İpekböceğini okumanız gerek tanımanız için birkaç satıra sığmam çok zor, ne gördüğünüz kadarım ne de bundan fazlası demek geliyor içimden.. İpekböceği ismini seçme sebeplerim aslında birden fazla,ben değil o ben seçti diyebilirim:) ve kimdir e cevap aslında her biri.. biri blogumun sidebarında duran bir söz:
Bak, ipekböceği kozadan çıkarken alın teriyle ördüğü ipeği yırtıp parçalar. Bu yüzden çiftçiler ya ipeği seçerler, ya ipekböceğini.. İkisini birden koruyamazlar. Çoğu zaman ipeği kurtarmak için ipekböceğinin canını alırlar. Bir tek ipek mendil için bilir misin yüz ipekböceği can verir?
Bu cümleler ne tesadüftür ki benim fedakar,sabırlı ve kendinden sevdikleri için vazgeçen ruhumu çok iyi anlatıyordu.. Diğeri için şu yazımın tümünü okumanız gerek ama şu dizeler özetliyor en güzel biçimde:
Kendi sevgisiyle kendini değiştirerek bir ipekböceğine* dönüşen kadını böyle zamanlarda en ağır yaralayan darbe ise sanırım sevilen erkeğin aldırmaz kibri oluyordu...
Ve benim gerçek ismim İpek ve beni çok seven biri bana böyle hitap ediyor:) Benim kendi dizelerimle ise şöyle tanımlamışım kendimi bir gün:
Ne kozamdan çıkabildim,ne kelebek olup uçabildim..Bir tek günse bile ömrüm,yaşamaya korkmayıp sevgi dolu bir elde ölmek isterdim..

Bir bloga girdiğin zaman seni cezbeden şeyler nelerdir?İlk neye bakarsın? Seni izleyen herkesi takip etmediğini biliyorum,neye göre seçersin izlediğin blogları?     


       Önce tasarımına ve gösterilen özene bakıyorum ister istemez çünkü bu o bloga ve gelen ziyaretçilere verilen önemi gösteriyor.Ama en önemlisi içerik tabii ki ve kullandığı üslup benim için son derece mühim. Evet ben #takipedeniederim türü twittervari bir mantığı reddediyorum biliyorsun:) Blog izlemek önemli bişey benim için kategorisi bana uygun,sürekliliği kendine özgür bir tarzı dili olan ve içten bulduğum blogları izlemeyi tercih ediyorum.Zaman öldürme konusunda kısıtlıyım çünkü .. 


Blog Dünyasında sevdiğin bloglar kimler yada şöyle sorayım,sevmediğin bloglarda yada bloglarda hoşuna gitmeyen hareketler var mı? 
      
 İsim vermiyim unuttuklarım olabilir sevdiklerim zaten çok açık iletişimdeyiz genelde ve çok sıcak bir diyaloğumuz var hepsiyle.Sevmediklerim hoşlanmadıklarım da elbette olabiliyor hoşlanmamışsam veya soğumuşsam ya da zamanla ,acaba ne yapıyo diye gidip bakmam merak etmem sağda solda laf sokmaya çalışmam bunlar absürd şeyler ya da polemiğe hazır her lafa atlayan tipler de var hayretle izlediğim.Kale asla almam.Ergenuslar der geçerim akıl yaşta değil başta ne de olsa.Stres atmaya geliyorum bloguma orası benim dünyam ve artı stres sinir sahibi etmeye kimsenin hakkı yok.Herkesin yeterince sıkıntısı var. Deli gibi blogu tek dünyası,okunmak tek amacı gibi davrananlar da tuhafıma gidiyor başka işleri güçleri  olmadığını düşünüyorum ama daha farklı ortamlara da kanalize etmemliler kendilerini bu benim düşüncem. Ciddi bi furya heline geldi birden bire blogculuk dersleri vermek bundan hiç hazetmiyorum,çok yol katetmeniz lazım bunun için bir kere ve profesyonel kalemler var yol gösteren(hoş onlarında ticari bişey anlatır gibi mekanik davrananları hiç çekilmiyor)ama asla kaynağınız  üç günlük blogcular değil. Bloglarda hoşuma gitmeyen çok şeyler var zaman zaman anlatıyorum blogumda da sorularına verdiğim cevaplarımda da açıkça ima ettim zaten:p Burayı bir dünya yada medyanın kalbi gibi görüp ünlü olduğunu sanan o şeklde yazan çizen davrananlar güldürüyor beni:) 


Blog Dünyasına yeni gelecek arkadaşlarımıza,blog yazmak isteyenlere tavsiyelerin neler? Son olarak okuyucularıma söylemek istediğin bir mesajın var mı? 


     İçlerinden geldiği gibi takılsınlar,yazsınlar kimseyi örnek almasınlar,taklit etmesinler,o zaman hem yazmaktan bıkmazlar hem kendilerini belli bir kalıba sokmadıkları için alabildiğine özgür olurlar ve zamanla özgün,sadece kendilerine has bir dil ortaya çıkar.Ve samimi olsunlar okunmaktan evvel kendileri için yazsınlar. Çok fazla tavsiye veren var herkes ayrı telden çalıyo kendi söyledikleri esasmış gibi bundan hiç hoşlanmıyorum. Kimsenin haddine değil elbette ama bence öneriler diyebilirsiniz ufak tefek.. İşte yok okunayım,çok izleneyim,yok böyle yaparsam pr çabuk artar şöyle yaparsam ceosu yükselir bilmem ne gibi istatistik amaçlı gelmeyin doldurmayın bloggerı:)) bu tarz başta tutsa da matematiksel olarak ne yazana ne izleyene bişey vermez.Elekte kalanlar sadece içten olanlar ve bu hesaplara dalmayanlardır unutmayın:)


İpekböceğime bu güzel,samimi röportajı için teşekkür ediyorum,İpekböceğinin bloguna buradan ulaşıp harika yazılarını okuyabilirsiniz:)


http://ipeksi.blogspot.com/

Yaz Köşesi Röportajlarım yine harika konuklarımla devam edecek..


Biricit mükemmel bir blog yazarı ile mükemmel bir röportajı yapmış olmanın keyfinde..:)
resimler ipekböceğine aittir,tüm haklar ondadır.:)

19 Haziran 2012 Salı

Buyur Burdan Tanı (mim)




Buyur burdan tanı...

Takıntıların var mı yoksa kim takar takıntıları sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı..


Takıntılarım Olmaz mı? Her normal insan gibi benimde var :)(:
-13 sayısını sevmem,o gün bir işe başlamam.
-Asansöre ve metroya binemem.
-Evden çıkarken çantamı kontrol ederim.(bikaç kez)
-Bjk Maçlarını izlemem,izlediğimde yeniliyoruz çünkü (bu da bi nevi totem)
-İğneden korkarım,aşı yada iğne olamam,kan aldıramam.
-Çift sayı takıntım var.Tek sayıları sevmem,8in uğuruna inanırım.Ayın 8i 18i 28inin uğurlu olduğuna inanırım.
-Yürürken soldan yürürüm,sağ taraf tersime gelir.
-Terlik yada ayakkabıyı ters çevrilmiş görürsem düzeltirim.
-Böcekleri severim en sevdiğim böcek uğur böceğidir mesela:)Böcekten korkmamda hatta yazlıkta falan terlikle bi tane patlatırım üzerine ama cenazesiyle uğrasamıyorum,tiksiniyorum.
-Kahve olmadan yaşayamam.
-El kol hareketlerinden,sulu şakalardan hoşlanmam,evet tikimde var!
-Müzik olarak rock müzik takıntım var ve Dorock Bar'a çok sık giderim.O da bi takıntı gibi..
-Gothic görsel hastalığım var,takip ettiğim yerlerden görselleri alır,biriktiririm.
-Bakımsız ve pis kokan erkeklerden nefret ederim,göz yaşartıcı spreyimi sıkıvericem bigün o olacak!:)
-Garfieldsiz bir hayatımın olacağını düşünemiyorum aslaaaa:)Garfieldli t-shirt,garfieldli bardak,garfieldle ilgili ne görsem alırım,bi tanecik garfieldim var ama kardeş alıcam yanına,şu an ayı yogiyle arkadaşlar:) Garfield takıntılı insanım:)

Eski sevgililerime bir takıntılılığım yok,genelde onların mesela bana takıntıları var sürekli geri dönüyorlar diyen Biricit'in eski sevgilisi hortladı bakalım ne olacak?
resim alıntıdır.

AveSeena Deneyimim :)


AveSeena; bana bu şirin paketi göndermiş:) Bende denedim iki krem(gece-gündüz) ve bir yüz maskesi var paketin içinde.Yaklaşık onbeş gündür kullanıyorum.Kullanıp yazmak istedim.Üç ürünüde beraber kullandım.Kendilerine teşekkür ediyorum,bu güzel deneyim için.



AveSeena Olive Leaf&Oat Dry Facıal Mask: Maske toz halinde, kullanırken siz isteğinize göre soğuk suyla yada maden suyu,soğuk süt,püre yapılmış salatalık,portakal suyu artık isteğinize kalmış hangisiyle isterseniz kuru maskeyi karıştırıp maskenizi yapıyorsunuz.Yüzünüzde 15 dakika bekletip kuruduktan sonra,ılık yada soğuk suyla duruluyorsunuz.Kil maskesi gibi oluyor karısımı yapınca,cildimdeki değişiklikler ise nemlendirme ve derinlemesine temizlik hissi.(ben soğuk su ve soğuk süt ile kullandım)



Maskeyi hazırlarken kullandığımız taze sıvıların etkileri ise şöyle:
Nemlendirici etki için:Maskenizi soğuk su ile hazırlayın.
Mineralli tazeleyici etki için: Maskenizi maden suyu ile hazırlayın.
Besleyici etki için: Maskenizi soğuk süt ile hazırlayın.
Sakinleştirici&Dinlendirici etki için: Maskenizi püre yapılmış salatalık ile hazırlayın.
Vitaminli sıkılaştırıcı etki için:Maskenizi taze sıkılmış portakal suyu ile hazırlayın.



İçindekiler:Akai Çileği, Kuşburnu, Zeytin Yaprağı, Argan, Rhyolite, Yulaf, Pirinç, Beyaz Kil,Yasemin, Gül + Sandal ağacı




AveSeena Mineral Sea Day Cream:Günlük bakım için gündüz kremini ilk sürdüğüm anda bile nemlendirici,canlandırıcı etkisini hissettim.Günlük kullanım için çok uygun.Yağlı bir krem değil,hızlı emilime sahip.



İçindekiler:Sodyum, Magnezyum, Çinko, Mangan, Shea, Avokado, Yosun, Yeşil Çay, Aloe Vera,Sekoya Ağacı Yaprağı, Nane, Okaliptüs + Vitamin E.  İçindekileri de görünce anladımki bitkisel ve doğal bir ürün.




AveeSeena China Doll Night Cream: Kırışıklıklara karşı etkisi olan kremleri kullanıyorum yaklaşık beş yıldır,fakat diğer kremlerimden daha farklı.Farkı ise cildimde hemen emilimi,yağlı olmaması,hemde cildimde beyazlaşma gibi bir aydınlatma meydana getirmesi.Çok güzel bi kokusu var ayrıca,bayıldım:)



İçindekiler:Karaçam, Kusburnu, Yulaf, Pirinç, Yosun, Jojoba, Shea, Kuşburnu, Ayçiceği, Üzüm Çekirdeği + Vitamin E

AveSeena'nın bir başka özelliği de hayvan deneylerine karşı olması,ürünlerinde hiçbir hayvan deneyinin yapılmamış olması.Ürünlerinde paraben türü koruyucular yok,petrol türevi mineral yağ veya parafin gibi maddeleri kullanmıyorlar.Eğer AveSeena'nın ürünleriyle ilgili detaylı bilgi almak,yeniliklerini takip etmek,alışveriş yapmak isterseniz,buralardan takip edebilirsiniz.

https://www.facebook.com/AveSeena
https://twitter.com/#!/AveSeena
http://www.aveseena.com.tr  

Biricit; bu güzel deneyim için AveSeena'ya çok teşekkür ediyor.

18 Haziran 2012 Pazartesi

Bugün Neler Öğrendin? (mim)




Bugün neler öğrendin?
Aslında bunu duyunca aklıma Can Dündar'ın bu  yazısı geldi..Hayattan neler öğrendim?Çünkü aslında öğrendiklerimiz bugünle sınırlı değilki,hergün yeni şeyler öğrenip hayatı öğreniyoruz aslında.Aklıma bi de Jackson Brown’ın ‘Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler’  kitabı geldi.Mesela; Bir bebeğin evlilik sorunlarını çözemeyeceğimi öğrendim..Bir toplantıda zekamı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih yapmak gerektiğinde sohbeti seçmenin daha iyi olacağını..
Hayattan öğrendiklerimi yazarsam bu blog yetmez,peki bugün neler öğrendim?İllaki yazacağım o zaman bugünlerde öğrendiğim şeyler bunlar: :)
-İki dostumunda sevdiği insanlar uğruna neleri göze aldıklarını ve ne kadar çok sevdiklerini,benden bin kat daha sabırlı olduklarını öğrendim.Kendiminde ne kadar sabırsız,aceleci bi insan olduğumu.
-Eski komşumuzun kızının yani elimizde büyümüş bebemizin, haftaya evleneceğini,davetiyesini bugün getirdiğinde öğrendim.
-Sıcak havada üstüste çikolata yemenin insanı hem fazlaca mutlu ettiğini(yüzde eblek bi gülümseme meydana geliyor),hemde hazımsızlıktan patlayacak hale getirip baygınlıklar geçirttiğini öğrendim.
-Bu dünyada hala iyi insanlar olduğunu öğrendim( söylemem çok özel)
-'Kendimi ne kadar anlatırsam anlatayım,senin gördüğün kadarım'ı öğrendim.Bazen karşındaki insanın kapasitesine bağlı yani,anlaşılmaya çalışılmakta boş bi kere,varsın anlamasınlar ne olacakki.
-Çok üşengeç olduğumu yine öğrendim,bi haftadır facebooka doğumgünü resimleri yükleyeceğim hala yükleyeceğim:))vakit yok anacım:)
-Bide bunu öğrendim çok güldüm gerçek diolar :)
Düşük Batarya



Biricit derki; şu hayatta hergün yeni birşey öğreniyoruz,öğrenmenin sınırı yok, öğrendiklerinden ders alıp uygulamadıktan sonra öğrensen neye yarar?
resimler alıntıdır.

17 Haziran 2012 Pazar

Babamı Özledim




Babamdan iki kez bahsetmiştim..Bir mim yazısında  birde ölüm yıldönümünde..
15 yıldır ondan ayrı babalar gününü geçirdiğime alıştım sanırım ama çok özledim onu.15 yıldır arayıp sormayan babamdan olan,sözde 'öz' kardeşlerim mezarına bile gelmiyorlar.
Gelmesinler zaten kazayla karşılarız falanda......
Babamı kaybettiğimde anladımki bu dünyada ölüm var.Yani kimse bu dünyada baki değil.Komşun ölür,tanıdığın ölür o zaman anlamazsın bunu,ciğerinden birisi gittiğinde anlarsın.
Belkide hayattaki tek ezikliğim bu benim,onun olmaması yanımda,onun benim yaşadığım güzelliklerde yanımda olamaması.Belki birgün evlendiğimde onu bile görecek olmaması.
Hayatı en sevdiğiniz insanları kaybettiğiniz anda anlıyorsunuz,hayat aslında o kadar boş ki.Sevdiğiniz insanı o musalla taşında gördüğünüzde,hakkınızı helal ettiğiniz anda anlıyorsunuz ki,o bir daha geri dönmeyecek.Yeşil cenaze örtüsüne baktığınızda anlıyorsunuzki bir daha elinizi tutamayacak,sizinle konusamayacak..
Baba kelimesini ne zaman duysam,15 yıldır içim bi tuhaf olur.Bugünde babalar günü,en tuhaf günüm.Zaten bu tuhaflık bir hafta öncesinde baslıyor,babalar gününde ne alacaksınız geyiği ile..Babam hayatta olsaydı ona neler neler alırdım?
Eziğim işte ben bu konuda çok eziğim,bir mezar başına babama karanfil götürmeye ve dualar götürmeye gideceğim,çünkü elimden bişey gelmeyecek..
Sadece bugün,dün veya yarın aklımda değil,her sabah her aksam sanki o varmıs gıbı onu dusunuyorum,dua edıyorum.Kapı belki çalınır diye bakıyorum.Ama gelmeyecek biliyorum..
Bütün babaların ve gelecekte baba olacakların babalar gününü kutluyorum.Babalar sert görünürler belki ama bilinki küçük kızlarını çok severler..
Biricit babasını çok özledi..
resim alıntıdır

16 Haziran 2012 Cumartesi

Biricit Bag&Box Piyasada! :)



Biricit Bag&Box üretimine başladım:) Ticarete atıldım,kozmetiğe olan ilgiminde çok etkisi oldu tabiiki:)
Biricit Bag&Boxlarımızın içinde deneme ürünleri yok,bütün ürünler orjinal boyda:) Haziran ayı kutumuzun içinde vücut sıkılaştırıcı,makyaj temizleme sütü,nemlendirici el kremi mangolu,nemlendirici el kremi kayısılı,deodorant,göz farı,iki adet ruj,üç adet oje,saç tokaları,küpe,tabiiki nazar değmesin diye nazar boncuklu bileklik var:)














Bag kısmı burda başlıyor:)Biricit Box'un yanında birde Bag veriyoruz:)

Blog yazarlığı,Weblog Sözlük yazarlığı ve moderatörlüğü,Blog Starlık:)),Blogum Dergisinde yazarlık,Bloglar Listesinde yöneticilik sonrasında bir de bu işe elimi atayım dedim:)Raxyo Radyo da ise çok iyi bir dinleyiciliğim vardır.(huyumkurusun hayranıyım) Hep tt yaparım,yazarım oradan birçok blog arkadaşımda görmüştür,kimseyede dinle demişliğim yoktur.İstediğimi paylaşırım istediğimi yazarım twitterimdan birilerinden izin mi almam gerekiyordu hiç haberim yok valla?:)
Ve bunların hiçbirisindede beş kuruş değil tek bir kuruş bile almadım,hiç bir şekilde hiç bir firmadanda almadım.Hepsinde gönüllü olarak varım.Bunuda belirteyimki bloglarda para kazanılıyormuş ya o nasıl oluyo yaa ben kazanmadım hiç? Ben hep emeğimle bir yerlerimden ter akarak alnımın hakkıyla para kazandım!:)
Bu fotoğraflarda bugün doğum günü olan kankişkoma hediyelerim:)Çok beğendi kendisi benim 7 yıllık çok samimi arkadaşım hatta kanka diyoruz yaa işte öyle bir dostuma,benim en kötü zamanlarımda yanımda olan arkadaşıma hediyelerim:) Sizlerlede paylaşmak istedim,bir gün böyle bir şey yapmayı ise çok arzu ederim Biricit Bag&Box,Biricit'in Güzellik Kutusu Neden olmasın di mi ama?:))
Biricit hayallerinde sınır tanıyan birisi değil.
Fotoğraftaki ürünlerin hiçbirisi çekilişten çıkmamıştır,alın teri olan parayla alınmıştır,bazılarının alnında  ter yokta bi yazayım dedim..:)

13 Haziran 2012 Çarşamba

Facebookta Görücü Usulü Koca



Anneme bibuçuk ay önce çok merak ettiği facebooku öğrettim,bikaç kez teyzemle mesajlaştılar benim yakın arkadaşlarımı,kuzenlerimi bazı akrabalarımızı falan ekledik.Sonrasında ise annemin merakı ve isteği kalmadı facebooka karşı.
Ama herkese facebook bildiğinden bahseder övünerek,çünkü kendisinin bilim ve teknolojiye merakı çok ünlüdür.Beş saniyede bir smsi atabilir,sürekli arkadaşlarına çağrı yapar onlar yapınca ve smslerine cevap verilince çok sevinir.
68 yaşında ama çok seviyor cep telefonunu.Anladıki cep telefonun yerini facebook alamayacak,o sevdadan vazgeçti.Vazgeçti vazgeçmesinede,yine beni rahat bırakmıyor.
Sürekli koca bulmaya çalışıyor deliricem artık istemiyorum diyorum anlamıyor.Ben mantık evliliği yapamam aşık olmam lazım dedikçe annem ısrarla koca arama çalışmalarına devam ediyor.
Geçen gün babamın akrabalarından biriyle telefonda konuştu.Bu seferki çocuk 32 yaşında ve Bursa'da ikamet ediyormuş.Mühendislik yapıyormuş,çok çok uzaktanda akramız sayılıyormuş.Derken babamın akrabası ve annem planlarını yapmışlar,geldi bana anlatıyor,o çocukta benim gibi sürekli internetteymiş,internetten konuşacakmışız çocukla..
Baaa baaa baaa plana bak....Facebooktan birbirimize mesaj yazacakmışız.Çocuğun adını ve soyadını annem söyledi,bak bakalım beğenirsin belki dedi..Neyse bi bakayım bende gönülleri olsun diye dedim ve baktım adını soyadını yazdım,bi milyon tane aynı isimden kişi çıktı tabii..Bide dioki bulunca çocuğa mesaj yaz,nassın anan nasıl,baban nasıl,dayıngiller nassı,merhaba ben senin uzaktan akrabanmışım yazacakmışım..
Heyy Allah'ım ne yazayım anne istersen benimle evlenir misin yazayım dedim bende annem o ara sustu..

Biricit mantık evliliği yapmıcak bu böyle biline!:)
resim alıntıdır.

12 Haziran 2012 Salı

Bir Yumak Mutluluk



Debbie Macomber; Küçük Mucizeler Dükkanı isimli kitabında harikalar yapmıştı,burada yazmıştım:) İkinci kitabınıda merakla bekliyordum.Yine beni şaşırtmadı harika ve bir solukta okuyabileceğimiz,mutluluk ve umut dolu bir kitapla karşımızda..Yine dört kadın var kitapta,birbirlerinden farklı görünselerde,hayat yine onları karşılaştırıyor.Küçük Mucizeler Dükkanı'ndaki dört karakterimizde bu kitapta varlar.Lydıa; dükkanında,kanserle değil bu sefer sevgilisiyle uğraşmaktadır.Elise;  emekliliğinin tadını çıkarması gerekirken,aldığı evin, daha doğrusu alamadığı evin ve onun borçları ile uğraşmaktadır.Bethanne; kocası tarafından aldatılmış ve ondan boşanmış,iki çocuğu ile hayat mücadelesi vermeye çalışmaktadır.Courtney; annesini küçük yaşta kaybedip,kilolarıyla başı dertte olan ve annesinide çok özleyen bir  genç kızdır.Hayat bu dört birbirinden farklı hayat süren kadını,çorap örme kursunda karşılaştırabilir mi?Birbirlerini tanımadıkları halde,sonradan hayatları içiçe geçen dört kadın ve önceki kitaptaki diğer karakterlerde karşılaşırlarsa neler olur merak ediyorsanız kesinlikle okumalısınız.Umut bir hayatı kurtarır,ümit etmek yaşama nedenidir.Bazen ağladım,bazen umutlandım ama en çokta yine sonunu sevdim,dört kadında yine benden parçalar buldum:)Sihirli Değnek gerçektende var mı acaba?:)
'Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor;bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde....' kitabın kapağından bir söz:) 
Bahçemde Yeşeren Umutlar'ı serinin 3. kitabını alıp okuduğum zaman burada görüşmek üzere:)
Biricit; Debbie Macomber'le tanışmak istiyor:)

11 Haziran 2012 Pazartesi

Leydi Kozmetik Deneyimim :)


Leydi Kozmetik bana hoş bi sürpriz yapmış,bu güzellikleri geçen hafta göndermişler.Ojeler beni benden aldı:) Pembe olana bayıldım:)Woo 619 no:) Bütün ojeleri denedim,hepsi kolay sürülüyor,topaklanma derdi yok ve çabucak kuruyor.Genelde bi ojeyi sürersiniz,bazen bir günde bile bi bakmışsınız oje kaybolmaya başlar,kenarlarından çıkmaya başlar.Leydi Kozmetiğin ojelerinde ise böyle birşey yok,gerçekten uzun süre tırnaklarımda durdu,sürekli pc kullanan birisi olarak tek geçeceğim ojelerden.
Yeni ürünleri Chıssa Lip Gloss Glam Shine ise hem doğal hemde ıslak bi görünüm verdi dudaklarıma:) Göz farlarının rengi ise bayılacağım türden:) Leydi Terracota Eye Shadow ve Chıssa Terracota Eye Shadow göz farlarının hem rengi harika,hemde kullanımı çok pratik.:) Leydi Kozmetiğin kataloğu ile yaptığım fotoğraf çekimim ise şöyle:))



Woo 619 beni benden alan oje:)


Chıssa 303 ve Chıssa 337 harikalar:) (simli)
Clarıty 25 harika:) (simli)

Chıssa Lıp Gloss Glam Shine (106 no)yeni ürünleri ise harika,tasarımıda çok güzel,ıslak görüntüsü ise çekici bi görünüm sağlıyor ama doğal duruyor:)

Leydi Terracota Eye Shadow (38 no) ve Chıssa Terracota Eye Shadow ise kalıcı, hemen uçmuyor,gözlerim bayram etti:))

Chıssa 5 numara Mavi renkli olan ise yazlık ve tatil rengim:)
Leydi Kozmetiğe çok teşekkür ederim güzel ürünleriyle beni tanıştırdıkları için,detaylı bilgi almak ve harika ürünlerinden satın almak için,satış noktalarını bulmak için sitesine ulaşabilirsiniz:) 
http://www.leydicosmetic.com

Biricit, Leydi Kozmetiğin ojelerine bayıldı,bayıldı,bayıldı:)