29 Kasım 2012 Perşembe

Huyum Kurusun İle Röportaj Yaptım!:)



O bir Kadın Blog Yazarı,O bir Öğretmen,O İyi Yürekli Bir Dost,O Raxyo Radyo'nun İlk Kadın DJ'i,O Blog Dünyasında Herseye Kosturmaya Çalışan İnsan,O bir Weblog Sözlük Moderatörü,O bir Garfield Sever,O bir Huyum Kurusun:)) Çok sevdiğim,severek okuduğum bir blogger olan Huyum Kurusun'la bundan beş ay önce röportaj yapmaya karar verdik ama ancak şimdi yayınlayabildiğim,sımsıcak röportajımla sizleri başbaşa bırakıyorum:)

Huyum Kurusun Öncelikle Yaz Köşesi Röportajlarımın bu haftaki konuğu olduğun için çok teşekkür ederim.
Asıl ben Teşekkür ederim canım konuğun olmak mutluluk verici.Benim tabi ki bu röportajı yazın yazmam gerekiyordu. Bu zamana kaldığı için güz röportajına dönüştü.Bu gecikme için özür dilerim. En tembel blogger kategorisinde önemli dereceler alabileceğimin bilincindeyim.



Ne demek Tatlım Aşkolsun:)Estagfirullah deyip sorularıma geçiyorum,Huyum Kurusun blog dünyasına ne zaman ve ne amaçla geldi?Kimdir Huyum Kurusun?Neden 'Huyum Kurusun' ismini seçtin,huyumdan dolayı diyeceksen bence hiç huyun kurumasın:)İlk yazını mim yazısıyla başlamışsın,demekki öncedende blog dünyasındaydın.Blogunu kapatıp,tekrar mı açtın?
Zamanını bende unuttum.Tekrar bir bloguma bakıp hemen dönüyorum.2010 kasım ayında başlamışım blog yazmaya.Başladığımda blog nedir ne değildir pek bir fikrim yoktu.Arkadaşımın hadi sende bloga gel böyle bir şey var demesi üzerine geldim ve devam ettim.Tabi arada kaybolmalarımı saymazsak.Beni blog dünyasıyla tanıştıran arkadaşımda hala blog yazıyor.O da bir dönem kaybolmuştu şimdilerde döndü gene.Blogumu hiç kapatmadım başka blogumda yok. Mimle başlamama sebep de işte o arkadaşımdır.Dediğim gibi hiçbir fikrim yoktu blog dünyasıyla ilgili herhalde mimle blog yazmaya başlayan bir ben varımdır.:)

Kim olduğuma gelecek olursam.Sahi kimim ben diyecek kadar kafayı sıyırmış,sorgulamayı seven duygusal olduğu kadar mantığa boğulmuş ikisi arasında kıvranan ,mizahı seven , insana değer veren , uyumayı çok seven ama gece uyumayıp gündüz uyuyan,üşengeç, işine düşkün huykurusu bir insanım işte.
Huyumkurusun nicki huylarımdan sıkıntı çektiğim için ortaya çıktı ve bana cuk oturdu.Bu nicki neredeyse ikinci bir ismimmiş gibi benimsedim.Yanlış anlaşılmasın huylarımın genelde zararı hep bana dokunur. Başkalarına zararı olan bir tip değilim.Huylarımdan hem kurtulmaya çalışıp hem de kurtulamayıp, bu döngü arasında yakınıp durduğumdan nickim de oldu huyumkurusun.:)


Öğretmen olduğunu biliyoruz.Peki öğretmen olmak blog dünyasında bir dezavantaj mı,yoksa avantajlı bir durum mu?
Avantaj mı dezavantaj mı daha önce hiç düşünmemiştim.Hayat içinde avantaj ve dez avantajlarını yaşıyorum.Blog dünyası içinde bu durum geçerli aslında. Avantajı şöyle ki anlatacak hikayeler çok oluyor ve öğrencilik herkesin yaşadığı bir süreç olduğundan ilgi çekiyor.Dezavatajı ise öğretmen olduğunuz için sizden beklenti farklı olabiliyor.Birde öğretmen olacak tarzı düşünceler olabiliyor.Açıkcası bunu çok da umursuyor değilim.Birde öğretmenliği monoton görenler yok değil.Sıkıcıdır gibi bir ön yargı da var.Bir de öğretmen olduğunuz için daha mesafeli duran mesafeli yazan kişilerde olabiliyor.Bazen mesleğiniz kişiliğinizin önüne geçiyor.

Raxyo Radyo'nun ilk Kadın Dj'isin,bu nasıl bir duygu?Hem radyo,hem weblogsozluk,hem blog yazarlığı,hem öğretmenlik,bloglar listesi,bizim mahallenin blogları,faal olmayı ve faydalı işlerle uğraşmayı seviyorsun,gelecekteki projelerin neler?Radyoya devam edecek misin?
Valla raxyo da weblog da aynı blog dünyasına girişim gibi aniden gelişen bir olaydı.Yeni şeyler denemeyi öğrenmeyi hep sevdim.Farklı şeyler denemek yeni şeyler keşfetmek oradan bir şeyler kapmak beni mutlu ediyor.Bir şey öğrendiğim veya bunun farkına vardığım günlerde daha mutlu oluyorum.Ben de bilmiyorum devam edecek mi raxyo.

Devam ederse fırsat buldukça onlarında bana ihtiyacı olursa neden olmasın, raxyo keyifli bir uğraştı benim için.Weblog blogun devamı daha eğlencelisi gibiydi.Blog dünyasını buluşturan güzel bir ortamdı.Gene oralarda buluşuruz inşallah.Muhtarlık işlerinde ise Dayatılan’a yardımcı olmam gerekiyordu. Henüz olamadım. bu konuda mahcubum açıkcası. Şu ara özellikle hayatım daha da bir yoğun kafa yorgunluğunun yanında zamanım da pek olmuyor.Gelecek de projem olursa bile gene doğaçlama olur.Ben uzun vadeli planlar uygulayabilen bir tip değilim ama öyle biri olmayı isterdim.


Blog Dünyasında beğendiğin ve beğenmediğin blogların özellikleri neler,blog dünyasında kendini nerede görüyorsun?
Blog dünyası çok geniş bir dünya ve ben bunun büyük kısmına hakim değilim.Kendine özgü samimi blogları okumayı seviyorum.Bunun yanında sürükleyici yazan popülerlik peşinde olmayan yazarlar daha çok ilgimi çekiyor.Popülerlik için uğraşıldığını ya da samimiyetsiz insan olduklarını fark ettiğim blogerların bloglarını okuyasım pek gelmiyor.Marka takıntısı olan ya da bir şekilde benim dünyam böyle bak gördünüz mü havasını atmaya çalışan çiğ insanların bloglarını takip edesim gelmiyor.İlgimi çeken konularda yazan blogları takip ettiğim gibi günlük havasında yazan samimi blogları okumayı da seviyorum.İnsan tanıyor olmak güzel oluyor.O insanla farkında olmadan bir bağ kuruyorsunuz ve artık onun da yaşamını anlamaya başlıyorsunuz.Bence bu güzel bir paylaşım.Blog dünyası yazmayı yazarak kendini ifade etmeyi seven insanlarla dolu.Bu sebeple bu tür insanlarla dertleşmek paylaşmak daha bir farklı.Çok bilimsel yazacağım diye sıkıcı hale gelmiş bloglarıda pek okuyamıyorum.Yeterince yoğun yıpratıcı bir yaşamın içindeyken biraz da kafa dağıtmak isteği de oluyor insan da. Okurken hem eğlendiğim hem öğrendiğim hem de duygu paylaşabildiğim yazıları okumak tercihim.Blog dünyasında kendimi belli bir yerde görmüyorum.Benim amacım birazda kendime anı bırakmak yazdıklarımı ilerde hatırlamak.Öğretmenlerin hep şöyle bir hevesi vardır.Bunları yazsam kitap olur diye.Bende hem iş hayatımdaki tecrübelerimi anılarımı yazdığım gibi kendimi de anlatıyorum bir yandan.Ne yaptığımı pek bende bilmiyorum .Bir kaç nedenim var blog yazmak için ve hepsini karma karışık ortaya döküyorum.

Blog yazmayı düşünen,yeni blog açmış blog yazarlarına tavsiyelerin neler,sence bir blog ve blog yazarı nasıl olmalı?İzleyicilerime söylemek istediğin mesajın var mı?
Bence benim gibi çok doğaçlama bilinçsizce başlamasınlar.Biraz bu dünyayı tanımaya çalışsınlar.Çok her şeyi ortaya dökmenin doğru olduğunu düşünmüyorum.Kimliklerini güvenli tutmaları, eğer kişisel yazıyorlarsa onlara daha bir özgürlük tanıyacaktır.Çünkü güvenli tutmaları, eğer kişisel yazıyorlarsa onlara daha bir özgürlük tanıyacaktır.Çünkü insan doğası gereği çevresindeki insanları kırmak istemez ya da onların gözündeki yerini değiştirmemek adına kimi zaman kendini ortaya koymaz.Bu sebeple blog dünyasında kişisel yazacaksanız gizli kalmak daha doğru olur diye düşünüyorum.İnsanlarla oynamak gibi saçma sapan uğraşlara giren bloggerlar olabiliyor bunlara karşı da dikkatli olsunlar.Kısacası herkesi kendi gibi bilmesinler.Bu dünya çok geniş bir dünya.Blog dünyasında herkes hiç olmadığı kadar gerçek olabildiği gibi gerçek de olamadığı kişiyi de oynayabiliyor.


Sence bir blog ve blog yazarı nasıl olmalı?
Bence blog yazacak kişi nasıl bir blog açmak istediğini düşünmeli ve buna göre yazmalı .Aslında belli kıstaslar yok nasıl istiyorsa öyle yapmalı.Başkalarını düşüncelerine göre hareket etmemeli.yorum çok gelsin takipçim çok olsun anlayışıyla açılan bir blog bir nevi işe dönüşür artık bir hobisel uğraş olmaktan çıkar.İnsanı strese sokar.Bence bu tarz uğraşlardan kaçınmak en güzeli.Ama gene de herkesin düşüncesine ve uğraşına saygı duyuyorum.Sonuçta bunu yapmaktan hoşlananlarda olabilir.
Bence bir blog tasarım açısından göz yormamalı.Okunmak için açılmışsa okunaklı ve göz yorucu olmayan temalar kullanılmalı.Kısacası amacına iyi hizmet eden bir blog olmalı,sık güncellenmeli.Diyene bak:P(Yazar burada kendinden şikayet ediyor)Tamam işte hocanın dediğini yap yaptığını yapma demişler.:P:)(Hoca derken öğretmen olmamdan kaynaklı bir atıftı yoksa blog dünyasıyla ilgili hocalık taslayacak yeterlilikte olduğumu düşünmüyorum.(Hep bu yanlış anlaşılma korkum yüzünden böyle detaylarda boğulurum.(huyum kurusun))

Biricit izleyicilerine sevgilerimi gönderiyorum.Seni takip etmekle iyi bir tercih yapmışlar.Şu sanal fani blog dünyasında(yazar burada arabeske bağlıyor.:P) samimi bir blogger yakalamışlar şanslılar seni izledikleri için.Ayrıca bende şanslı hissediyorum seni tanıdığım için.Çünkü sen sırf kendini düşünen bencil insanlardan değilsin.Ortada bir çorba varsa hep beraber bu çorbayı yiyelim diyen geniş yürekli insanlardansın.Bunu en içten duygularımla söylüyorum.Benimle röportaj yaptı az nezaket göstereyim güzel şeyler söylemeliyim gibi bir düşünceyle yazılmadı .Bunu da belirtmek istedim.Sevgilerimle …
Huyumkurusun

Huyumkurusun'a bu güzel,samimi ve sımsıcak röportajı için çok teşekkür ederim:) Blog Dünyasında iyiki tanımışım dediğim insanlardan birisini sizde yakından tanımalısınız,Huyum Kurusunun blogu http://huyumkurusun.blogspot.com/ 

Biricit derki; Yaz Köşesi Röportajlarım yine harika bloggerlarla devam edecek,beklemeye devam edin:)
görseller huyumkurusun bloguna aittir.o da nerden bulmuş onuda bilemiyoruz google saolsun:)

Bumerang'tan Vichy Krem Gelmiş!:)


Bumerang'tan Hediye Gelmiş:)) Vichy İdealia sosyal içeriğini en çok okutan ilk on blog arasında olmuşum(Bumerang'ın En Sosyalleri) ve Bumerang'ta bana bir hediye göndermiş,çok sevindim buna:))




Hemde denemeyi düşündüğüm merak ettiğim bir üründü.Teşekkürler Bumerang:) Diğer Vichy kremim bitince,bu kremide deneyip deneyimimi paylasacağım:) Rengi gerçekten pembe,kokusu da hoşmuş bu arada:)




Biricit,Vichy kremine çok sevindi ve Bumerang'a teşekkür ediyor:)

27 Kasım 2012 Salı

Blogum Dergisi Aralık Sayısı Yazarlar Videosu

Blogum Dergisi Aralık Sayısı gümbür gümbür geliyor..Yazar videosunu buradan izleyebilirsiniz:))



Biricit derki,Blogum Dergisi'nin aralık sayısını kaçırmayın,çook üzülürsünüz..:)

Gratis'e Aş Erdim:)


Gratis'te yüzde elli indirim olunca,bende nasibimi alayım dedim:)) Gratis'e aş eriyordum,nasıl hamile kadınlar bişeyi çok isterlerde aş ererler ya aynı bende aynı şekildeydim:)),fırsat bu fırsattır dedim ve Essence ürünlerinden bikaç bişey alayım dedim,ne zamandır denemek istiyordum ama Gratis'e gitmemiştim iyi oldu:))Belki kendim kullanırım kullanamazsam hediye olarakta olabilir belkide.:)Ama The Balmlardada gözüm kaldı(sexy mama,orgasm,frat boy ayy hepsi hepsiii:)) ),artık bi yılbaşı indirimi yaparlarsa öbür aya alırım:))



Hangi far sizce bana gider,daha çok yakışır gözlerimin karasına,yeşil mi yoksa mavi mi?:))


Biricit,hep bu indirimler devam etsede daha çok alışveriş yapsam diye düşünüyor:)

25 Kasım 2012 Pazar

Evim Sensin



Evim Sensin filmini çok merak edenlerden biriydim,fragmanı çünkü çok etkilemişti beni.En yakın arkadasımla izlemeye giderken(onun ikinci izleyişi ama benim için yine izledi saolsun çok sever beni:)),yanımıza iki kutu mendil aldık.Ama ben sadece bir adet selpağı tamamen gözyaslarımla doldurabildim.Yani çok ağlarım diye düşünmüştüm,ben mi duygusuzum acaba?

Film aslında iki bölümden oluşuyor.Yani film arasından önceki bölümü ve film arasından sonraki bölümü.Filmin ilk yarısı;İskender (Özcan Deniz)'in kasları ve vucut hatlarını izlemeyle geçiyor..Ve Leyla (Fahriye Evcen)'nın sevimli görünmek adına yaptığı çocuk taklidi konusmaları biraz canınızı sıkabilir.Ben bebek taklidi,çocuk taklidi konusması yapan böyle şirin görünmeye çalışan kadınları sevemiyorum çok itici duruyorlar bana göre..
Filmin ilk yarısı zaten,fragmanında izlediğiniz bütün olayların olduğu kısım.Ben aslında filmin senaryosunu oldukca farklı tahmin etmiştim,fragmana göre yani farklı hayal etmiştim.İlk yarısı biraz hayal kırıklığı oldu o yüzden,hiç ağlamadım taaki gelinlikli sahneye kadar..Gelin görünce dayanamıyorumki ben,çok fena oluyorum,bu zamana kadar kaç tane sevdiğim kız arkadasımı o gelinlikle gördüm hepsindede içim tuhaf oldu,melek görmüş gibi,öyle tuhaf duygularki,hepsindede gözlerim dolmustu..




Filmin ikinci bölümünde ise,asıl film o zaman baslıyor..Evet o kısımlarda gerçektende ağladım,öyle sahneler öyle diyaloglar varki filmde..Sadece aşk değil,aile üzerine mesela bir babanın kızına söyledikleri,seven bir kadının vedası insanı nasıl ağlatır,sevenler neden hiç kavusamazlar bu dünyada,peki sevdiğinizden her ne olursa olsun,basınıza ne gelirse gelsin asla vazgeçemez misiniz?Ölüm sizi ayırana dek hep yanında olmak..
Bu filmi hala aşka inananlar varsa eğer kesinlikle izlemelisiniz,ben hala inanıyorum gerçek aşk var.. Filmin sonunda kadınlar tuvaleti çok doluydu herkes ağlamıstı,sonu çok fena çoook.... Peki sizin eviniz kim?


Biricit derki,bigünde şu sevenler mutlu olsunlar,Allah'ım sevenleri hep kavustur..
resim alıntıdır.

24 Kasım 2012 Cumartesi

Blogum Bir Yaşında!:)


Blogum bugün 1 yaşında:)) Yapayalnız kaldığım bir kış gecesi açtığım blogum bir yılını doldurdu,inanamıyorum,mutluyum hemde çok:)İlk yazımı  aslında bir dergi için birbucuk yıl önce yazmıştım,fakat dergide yayınlanmayınca (aksilikler peşimi bırakmaz) bende inat ettim blog açtım:)) burada yayınladım:)



Bloguma,yazılarıma baktığımda kendimi görüyorum ve iyiki blogumu acmısım diyorum.Neden 24 Kasım 2011'de açtım,ben aslında öğretmenim diye yazmak isterdim ama tamamen tesadüfen oldu..Tüm öğretmenlerimizinde öğretmenler gününü kutlarım,unutamadığım öğretmenim şu anda hayatta olmayan ilkokul öğretmenimin,ortaokuldaki Türkçe öğretmenimin,lisedeki din öğretmenimin ve facebooktaki tüm öğretmenlerimin..24 Kasım gecesi artık içimde biriktirdiklerimi,hep sustuklarımı bi yerden aktarmam gerektiğini düşündüm sanırım.Herkesin yaşam ve ölüm arasında arafta kaldığı geceleri olmuştur hayatı boyunca..Ben en son geçen sene arafta kaldım ve yaşamayı seçtim..Ne olursa olsun,başımıza ne gelirse gelsin asla umudumuzu kaybetmemeliyizi seçtim.Ve kötü insanların kazandığı bir dünyada onlara suskun kalmamayı seçtim.Hep sustum ama içimde kalanları,yasadıklarımı,yasayacaklarımı,umutlarımı,başıma gelen herseyi paylasmayı ve hayata karsı suskun kalmamayı seçtim.
Birgün bir blog yazacaksın ve blogunda birbirinden farklı,birbirinden değerli insanları tanıyacaksın,hepsinden farklı tadlar alacaksın,hepsinin yazısından yeni şeyler öğreneceksin,hatta bir dergidede olacaksın(bir sürü dergilerdende teklifler alacaksın..:)) deselerdi hayatta inanmazdım.Ama şimdi bunun ne demek olduğunu anlıyorum.

Yazmak terapi gibi geldi bana,belkide ruhumu burada arındırıyorum,sinir anımda,kızgınlık anımda yada hayatımda basıma gelen güzelliklerin mutluluğunuda yazdım.İlk baslarda kimse takip etmezken kendi kendime konusuyormusum gibi hissettim,sonra üç kişi takip etti,üçüde erkekti:) Bloggerlar hep erkek sanırım derken ilk kadın izleyicim takibe basladığında sevıncten cığlık atmak üzereydim:) Kadınlarla ilgili seyler yazıyordum ve erkek bloggerlar ızlıyordu beni,bir tanede kadın blogger yok mu derken bir de baktım kadın blog yazarları milyonlarca imiş:))Şu an bakıyorum 968 kişi olmuşuz:) 415 yazı yazmışım, 91244 kez görüntülenmişim, 9863 yorum almışım&cevaplamışım ve ülkeler..yani inanılmaz yurt dışında bile okuyanlar var bu harika bi duygu..:)) 




Çok yakın arkadaslarım biliyorlardı ilk basta blogumu,sonra güvendiğim insanlar derken dost görünüpte dostum olmayan ama dostum sandığım insanlarda blogumu kesfettiler..İstatistiklerdende anlasıldığı gibi hayatımda olmayıpta beni tanıyanlar,googledan yazarak blogumun adını,acaba benden mi bahsetti,ne yazıyor ne yapıyor diye bakmaya basladılar..




Tehditler bile aldım blogumdaki yazılar yüzünden,hakaretli yorumlar,kullandığım blog yazılarımdaki görseller hakkında bile nasıl kullanırsın,kullanamazsın şeklinde yorumlar bile yazdılar adsız kişiler,sanki onların tekelindeymiş Biricit Cons gibi..
Hayatımı yıllardır bilen dostlarım, beni Biricit Cons'a çok benzetiyorlar.Bende filmlerini izlediğimde anladımki çok benziyoruz:)) Yazılarımı sadece içimi dökmek için yazdım,kimseyi kırmak incitmek için yazmadım,ama özelimden artık bahsetmemeye karar verdim,çünkü hayatımda benim için gercekten özel birisi var ve sanırım o üzülüyor,kırılıyor,istemeden onu incitiyorum ve bende üzülüyorum o üzüldüğünde.Yine yazacağım ilişkiler,kadınlar,erkekler,güzellikler hakkında ama özelimden bahsetmeyeceğim..Burası benim hayatımdan dünyaya baktığım bir pencere..Burası biricitinyeri,yani biricitin mekanı,burada sadece hayat var!:) Hepsi gerçekten yaşanan ve yaşanmakta olan hayatım.. Demem o ki (bu kalıba da bayılıyorum) ;  hayat güzel ve yaşamak, her ne olursa olsun, yinede çok güzel.. 

Her gününüz yasemin kokularıyla geçsin,tüm hayatınız..:))

Biricit,blog yazdığı için çok mutlu,iyiki blogumu acmısım diyor!:)

23 Kasım 2012 Cuma

Africology Ürünleri Deneyimim :)


Africology ürünleri deneyimimim sonuna geldim,hemen hemen gelen bütün ürünleri bitirdim,gerçekten kullanacağım markalar arasında yer alacak sanırım,çünkü ürünlerin doğal olması çok hoşuma gitti,hepsi bitkisel içerikli,kullanımı rahat,ürünlerde hayvan deneyi yapılmamıs ve paraben gibi zararlı maddeler içermemesi,harika..Africology 'e çok teşekkür ederim..:)



Slimming Detox Cream - Sıkılaştırıcı İnceltici Detoks Kremi

İnceltici ve sıkılaştırıcı bir etki için deniz yosunu, sarmaşık, ulak otu, keçisakalı ve ısıran orman asması botanik karışımı içerir. Adipositlerdeki lipolizini tetikleyen, trigliseritlerin hidrolizini arttıran ve mitokondrideki serbest yağ asitlerinin oksidasyonunu hızlandıran kafein, guarana özütü, karnitin, sisteik asit ve pantetein sülfonat ile zenginleştirilmiştir. Hücrede faaliyet taratarak çalışmayı tercih ediyoruz; sadece santimetrelerde azaltma göstermek için su kaybettirmektense bu şekilde yağı enerjiye dönüştürebiliyoruz. Vücudun susuz kalmaması ve hücrelerini genç ve sağlıklı tutması için cildin suyu muhafaza etmesi çok önemlidir.

KULLANIMI: Kontrollü incelme programının bir parçası olarak her gün kullanın; vücudunuzu fırçaladıktan sonra etkilenen bölgelere masaj yaparak ürünü nüfuz ettirin. Deneme boyu olduğu için tamamen bi sıkılastırma etkisi almadım,bu tarz ürünleri sürekli kullanınca bi sonuc ortaya cıkar.




Geranium & Frankinsence Body Balm

Sardunya kuvvetli bir esans yağıdır ve birçok kullanım alanı vardır. Mutluluk duygusunu, performansı, pozitif düşünceyi, dinlenmişliği ve yaratıcılığı arttırır ve saldırganlık, amnezi, endişe, depresyon, stres, uzaklaşma ve zihin karışıklığı duygularını dengeler. Buhur ise mutluluk, huzur, pozitiflik duyguları yaratır ve performansı, konsantrasyonu ve yaratıcılığı arttırır. İkisi birlikte kullanıldığında endişe, tükenmişlik, kuşku, depresyon, korku, stres ve duygusal yorgunluk hallerine iyi gelir. 

GENEL BİLGİ:Mükemmel bir A Vitamini kaynağı olan Kuşburnu yağı ile demlenmiş bu balmlar kolojenle elastin üretimini arttırırlar.  Shea yağı doğal SPF 7 güneş koruma faktörü vardır.  Cildi yumuşatır, korur ve iyileştirir. Cildinize masaj yaparak uygulayın; lenf akışını ve kan akışını hızlandırır, cildi besler, ağrıyan ve gergin kasları gevşetir, rahatlatır.

KULLANIMI: Günlük cilt bakım kremi olarak tüm vücudunuza uygulayın. Sıcak taşlarla, bambu ya da Rangu çubuğu ile birlikte kullanıldığında daha kuvvetli etki yaratır. Hassas ve yaşlanan ciltlerde balsamlar yüzde kullanım için de mükemmeldir ve gerektiğinde gece tedavisi olarak da kullanılabilir. Banyo suyuna eklenebilir ya da aromaterapi ocağında eritilebilir. Ben ellerimde ve yüzümde uyguladım gerçektende güzel bi nemlendirme sağlıyor.Kokusuda çok güzel.:)





Jasmine Body Balm
Bilindik ve hoş bir kokusu olan yasemin; mutluluk, huzur, güven, girişkenlik, yaratıcılık duyguları yaratmak için birebirdir ve hissizlik, yalnızlık, depresyon, stres, huzursuzluk ve tükenmişlik hisleri ile mücadele eder. 

GENEL BİLGİ:Mükemmel bir A Vitamini kaynağı olan Kuşburnu yağı ile demlenmiş bu balmlar kolojenle elastin üretimini arttırırlar.  Shea yağı doğal SPF 7 güneş koruma faktörü vardır.  Cildi yumuşatır, korur ve iyileştirir. Cildinize masaj yaparak uygulayın; lenf akışını ve kan akışını hızlandırır, cildi besler, ağrıyan ve gergin kasları gevşetir, rahatlatır.

KULLANIMI: Günlük cilt bakım kremi olarak tüm vücudunuza uygulayın. Sıcak taşlarla, bambu ya da Rangu çubuğu ile birlikte kullanıldığında daha kuvvetli etki yaratır. Hassas ve yaşlanan ciltlerde balsamlar yüzde kullanım için de mükemmeldir ve gerektiğinde gece tedavisi olarak da kullanılabilir. Banyo suyuna eklenebilir ya da aromaterapi ocağında eritilebilir. Favorim diyebilirim,bayıldım:)) Kokusu ve etkisi harika:) Ne de olsa içinde Yasemin var:)))





Patcholi (Ginger & Cinnamon)

Zencefil girişkenlik, güven ve odaklanmayı desteklerken tarçın da zihin karışıklığı, üzüntü, yorgunluk ve sinirlilik halleri ile mücadele eder. YÜZDE KULLANIMA UYGUN DEĞİLDİR. 

GENEL BİLGİ:Mükemmel bir A Vitamini kaynağı olan Kuşburnu yağı ile demlenmiş bu balmlar kolojenle elastin üretimini arttırırlar.  Shea yağı doğal SPF 7 güneş koruma faktörü vardır.  Cildi yumuşatır, korur ve iyileştirir. Cildinize masaj yaparak uygulayın; lenf akışını ve kan akışını hızlandırır, cildi besler, ağrıyan ve gergin kasları gevşetir, rahatlatır.

KULLANIMI: Günlük cilt bakım kremi olarak tüm vücudunuza uygulayın. Sıcak taşlarla, bambu ya da Rangu çubuğu ile birlikte kullanıldığında daha kuvvetli etki yaratır. Hassas ve yaşlanan ciltlerde balsamlar yüzde kullanım için de mükemmeldir ve gerektiğinde gece tedavisi olarak da kullanılabilir. Banyo suyuna eklenebilir ya da aromaterapi ocağında eritilebilir. Kullanımı diğer balmlar gibi,yalnız yüze uygulanmadığı için,dirseklerimde ve kollarımda uyguladım,nemlendirme etkisi çok iyi.Bu balmların hepsininde farklı farklı kokuları var,gerçektende terapi gibi bi etkisi var bunuda belirtmeden geçemicem.





Shimmer Butter - Işıltılı Vücut Kremi
Vücudu derinlemesine nemlendiren esans yağları, Shea butter karışımıyla zenginlestirilmiştir.  Mineral pudrasıyla oluşturulan ışıltının yanısıra Geranium ve Neroli yağlarının güçlü birleşimiyle zenginleştirilen aroma yıl boyunca yaz pırıltısını teninize hapseder.
Bu kremide bayramda kullanmıştım,kollarımda ve boynumda.Gercektende ışıltılı ve parıltılı bı etkısı var,hemde nemlendırme ozellığı.Yılbasındada kullanmayı düşünüyorum:))


Biricit,Africology ürünlerini kullanmaya devam edecek:)

20 Kasım 2012 Salı

Kadınlardaki Fevri Hareketler,Erkekleri Kırar


Ailenizin ilişki uzmanı Biricit,yine kimsenin ele alamadığı ilişkiler hakkındaki tuhaf ve akıl almaz yazılarına devam ediyor..Tamam bu zamana kadar hep erkekleri suçladıkta hiç mi kadınlarda hata yok kardeşim?Niye bunu düşünmedik,ya da düşündükte kağıda mı dökemedik? Kadınların en büyük hatası sinirlendikleri esnada o güzel çenelerini tutamamaları.Karşısındaki erkeğinde bir kalbi olabilir,olur yani kalbi olan erkek yok mu sanıyorsunuz,herkeside aynı kefeye koymamalı,gerçekten iyi karakterli,nadir bulunan erkekler yok mu hayatta?Tabiiki var.İncinebilen,duyguları olan,seven erkekler yok mu?Biz bunlara aslında 'adam' diyoruz.

Peki bir kadın olarak buradan atıp tutuyorum,hatta ayrılmaya çalışan çiftleri barıstırmaya çalışıyorum çevremde,kelin ilacı olsa basına sürerdide,bende sinirlendiğimde kendimi tutamayabiliyorum bazen,üretebiliyorum her kadın gibi.Belkide kadın olmanın getirisi bu,ama yanlış bir davranış.Karşınızdaki üzülebilir,kırılabilir,bunu düşünmüyoruz bazen öfke baldan tatlıdır felsefesi ruhumuzu ele geçiriyor belkide.Karşınızdaki erkek hatalı olabilir,belkide yüzde yüz hatalıdır ama onu dinlemeden kararlar vermemeliyiz,kimsenin kalbini kırmamalıyız.Ama şu da var kadınlardaki hırçınlığın nedeni,belkide sevgiden kaynaklanıyor.Umursamaz olamamaktan,umursamaz olsan hiç bir şeye sesini çıkarmazsın ne halin varsa gör dersin belkide rahatça.Ama bunu yapamayan kadınlar,belkide ilişkilerine sahip çıkmaya çalışıyorlar,yani aksini erkek ispatlasın istiyorda olabilirler.

Kadınların en büyük yaptıkları hatalardan biride 'fazla dırdır'.Çok dırdır yapmamalıyız belkide,gerekli dırdır daha güzel bişey,sürekli adamında beynini yemeye çalışmamalı belkide,adamada bi huzur vermeli,o da insan unutmayın.Hatasıyla sevabıyla,onu olduğu gibi kabul edin,olduğu gibi sevin,gereksiz yere tartısmalar cıkarmayın.Sonra bos yere üzüntüler,kırılmalar,sinirlenmeler..Ve en kötüsüde nedir bilir misiniz,belkide yasanacak o kadar güzel günler varken,yarım kalmıslıklar.. Pişman olmamak için fevri hareketler yapmayın,belki çok seviyorsunuz,belkide onsuz olamıyorsunuz ama kırıcı davranmayın,hakaretler etmeyin karsınızdaki erkekte bir insan...

Biricit derki,fevri hareketler yapıp sonradan pişman olmamak için,iyi düşünüp karar verin,yarın çok geç olmadan..
resim alıntıdır.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Gelin Olamayınca Facebookumu Kapadım!


Evet facebookumu kapadım.Ne zaman açarım,sanırım hayatımda bir mucize olduğu zaman açarım.Yani bir holdingin yüzde 50 ortaklarından biri olurum veya Gerard Butler evlenme teklifi eder ya da 'evlendim ben çatlayın patlayın' diye gelin olmuş giderkenki fotograflarımı koyacağım,bir fotograf albümüm olduğu zaman anca acarım facebooku.

Bir insan neden facebookunu kapar şimdi daha iyi anlıyorum..Evlenmemesi gereken ne kadar kadın varsa hepsi gelinlikli fotograflarıyla facebookta duruyorsa,hatta hatta ben hayatta evlenmem diyen erkekler bile,evlenip ev erkeği olmuslarsa..sizde bunları görüp duruyorsanız..
Birde zırt pırt doğuranlar var,ama güzel de doğuruyolar beğeniyorumda,nasıl doğurmaysa bebeklerde güzel oluyo yani..
Ama ben bekarım arkadaş!Bekar bir kadının gözüne gözüne sokulmazki bunlar..!Bu kız daha oraya ilişkisini yazamadı,millet ikinciyi boşadı nerdeyse üçüncüye geçecek,ee yeter yani..!
Bekar olanlara ne demeli,onlarda kariyerlerini burnumun dibinde yasamak zorundalar mı?Bi onların kariyerine,bi de kendi kariyerime bakıyorum,bakmasam daha iyi!!
Sürekli saçma sapan yorumlar,yahu duygusal bir şarkıya 'afiyet olsun' diye bir yorum yazılır mı,diorum ne dio bu,bi saat manasını düşündüm ne demek istedi acaba diye,ben sizin yorumlarınızın manasını,embesilliklerinizi görmek zorunda mıyım?Dısarda derseniz adam müdür olmus,facebookta kahve fallarıyla ılgılı ıletıye yorum yazıyor,yani dısardaki hayatta ne kadar olgun,aklı basında insan varsa,facebookta hepsi birer canavara dönüşüyor,embesil embesil hareketler yapıyor,yahu ben bu embesillerle mi calısmıstım diye düşünüyorsunuz..

Ha bire bi etkinlik,yok nişandı yok düğündü..Yapmayın bunları olan var olamayan var,yolda selam vermemıs ınsanlar,yada sızın selam vermeyeceğınız ınsanlar bı sekılde bı yerden sızmıslar facebookuma,kalkmıslar duğunlerıne cağırıolar..Heee ben evlensem etkinliğin kralını yapar mıyım yaparım,bebeğimin fotograflarını koyar mıyım koyarım,gelinlikli fotograflarımı,taaa saç yapım asamasından itibaren gerdek gecesine kadar koyar mıyım,koyarım..:)Sacma sapan yerlerde bı etıketlemeler,fotograflarda falan..Yapmayın..!
Bi de depresif semptomlara bağlamıs ınsanlar var,paylastıkları sarkılar sızıde depresyona goturuyor..Hele bı tanıdığım var,kıza asık olduğu ıcın neler neler yazıyor,bazen kopuyorum gülmekten,komik seylerde yazıyor ama kızın umurunda değıl,kız bıde benım akrabam,ahh ahh keske bı gıdım ondakı umursamazlık bendede olaydı ıyıydı..Mesela adam bıgun o gorsun dıye,ben hıyarım bıle yazmıstı..Hanı bu meyvelerı yazıyorduk ya o zamanlar..Bende 'mavikantaronum ama muz olucam bı gun' yazmıstım..(mavı kantaron=bekar,muz=evlı demek) muz olucam yazmısım,hmmm sımdı dusundumde tabııkı 30 yasında muz olmayı dusunen bırısıyle tabııkı kımse bır ılıskı ıstemez,embesıl dıorumda ben nıye oyle yazmısım ya,ama herkes yazmıstı demekkı sürü psikolojisi olabılır ama ulvi bi amacımızda vardı o zaman..Bu adamda gitmiş kadınlar meyvelerı yazarken,'ben hıyarım' yazmıstı..Ayy nasıl kopmustum,ne komıktı ya:))Tekrar mı acsam facebooku ne yapsam,gülüyodum ben ona ya:)

Bi de facebooku kaparken,Öküzcan seni özleyecek,Angu Su seni özleyecek diye bişey çıkıyor ya ekranda,yaa bakalım ben onları özleyecek miyim Sayın Facebook!

İnsanlar neden facebooku kapatıyorlar anlıyorum,bunalıyorlar,hersey üstlerine üstlerine geliyor çünkü,unutmak için,görmemek için,daha fazla üzülmemek ağlamamak için belkide ya da işlerin yoğunluğundan artık vakit ayırmak istemiyorlar,kendi hayatlarına bakmak için,kendilerini değiştirmek için,kendilerini yenilemek için belkide bu kadar insanın hepside mutlu bir ben mutsuzum diye düşünüp kapatıyorlar işte..

Eskiden facebook mu vardı,Leyla Mecnun'a aşıkken,ilişki durumlarını mı yazdılar,yoksa çöllerde kumlara ve yüreklerine mi yazdılar aşkı,Leyla Mecnun'u bırakıp,gidip Aslı'nın Keremi'yle mi sevgili oldu ilişki durumunu değiştirdi Leyla'nın Kerem'le serbest bir ilişkisi mi var yazdı?,her yere Y M'yi seviyor,M Y'yi seviyor ama aşık değil mi yazdılar..Niye M diyorum ki,Biricit'in sevgilisinin adı Marc Darcy değil miydi,hmmm bak facebooku kapadım zekam açıldı,ben ona artık Marc Darcy diyim:)
Belkide kadınları; Marc Darcyleri çok üzmüştür,hayal kırıklığına uğratmıstır, bu da bi sebep facebookun kapatılması için..

Biricit'in hayatında mucizeler olursa,dönüşüde muhteşem olacak..:)
resim alıntıdır.

18 Kasım 2012 Pazar

Soğan Erkeklerinin Özellikleri


Bir kadın karşısında güçlü bir erkek görmek ister.Güven olusturan bir erkek,kararsız ve karamsar bir erkek değil.Bu kadını artık iyice soğutur.Bir kadın erkekler gibi piç gibi ortada bırakarak gitmez,değersiz olduğunu anladığı zaman bir kadın gider.'Benim için değerlisin' demek yetmez çünkü,o kadına değer verdiğini göstermeli erkek.Hareketleriyle,davranıslarıyla.Dengeli olmalı,bir öyle bir böyle,kadının kafasını,düşüncelerini karıstırmamalı bir erkek.Net olmalı,eğer bir kadını gerçekten istiyorsa net davranmalı.Net olmuyorsada zaten siz onun için hiç değerli değilsiniz demektir.

Soğan erkekleri yani laf erkekleri ne yaparlar,özellikleri nelerdir mesela çevremde gördüklerimden,yaşadıklarımdan yola çıkarak kısaca anlatayım.
Mesela ilişkilerini yazmazlar facebookta,olmayan şeyi niye yazsınlar değil mi,ya da fotograflarınızı paylasmazlar,çünkü size karsı bişey hissetmiyorlardır,acı ama gerçek.Kimse bilmesin yani ilişkinizi,akrabaları tanıdıkları,çünkü öyle bi ilişki yasamıyorsunuzki..
Mesela kötü alıskanlıkları yokmus gibi davranırlar,içki,sigara..Sizede içmeyin derler,hatta beraberken bile ikiniz içmezsiniz ama arkadasları ıle bulusunca içerler,çünkü siz ikinci sınıf,üçüncü sınıf insansınızdır onun hayatında,sizin bişey yapmaya hakkınız yoktur onunla yada arkadaslarınızla ama onun herseye hakkı vardır.Siz hep alttan alıp,idare eden taraf olursunuz.Ama ilişkilerde iki taraftada anlayıs ve çaba olması gerekmez mi,tek taraf mı yürütecek ilişkiyi?Bu erkekler kadını sadece cinsel bişey olarak görürler onlar evde otursun sadece,hiçbişey yapmasın isterler..Zaten bir erkek sizi çevresi ile tanıstırmıyorsa en azından arkadasları ıle bıle,o erkeğın samımıyetıne ınanmamak gerekır.
Hatta arkadaslarına bıle bahsetmemısse sızden.Sürekli kendinizi ezik hissetmeye başlarsınız.Bir bakmıssınız bir gün melek gibi bir gün farklı,siz bile hareketlerini çözemezsiniz artık,nasıl davranacağını.Laflarla,sözlerle herkes herkesi bişeylere inandırır,hayallere mesela..Ama gerçekler öyle değildir,sadece laflarla 'benim için değerlisin' demenin bi anlamı yok.Sen o kişinin değerli olduğunu göstermelisin.Ne yaptın onun için bu zamana kadar?Güzel sözler dışında..

Bir erkek delikanlı olmalı,dürüst olmalı,eğer gücü yoksa hiçbişey yapmamalı o zaman.Olmayacağına inanıyorsa,kadında artık aynı şeyi düşünür.Erkek kadına güç vermeli,sürekli herseyi kadından beklememeli.Bazen bazı insanları hayatınızda öyle bi noktaya koyarsınız ki,hayatınızın anlamı oluverirler.Ona değer verirsiniz,hatta onun için yaşadığınız şehirden bile vazgeçersiniz ama o bunun anlamını bile anlamaz.Çünkü size değer vermiyordur.
Sizi sevdiğini ama sevgi gibi sevdiğini fakat asık olmadığını söyler mesela laf erkeği.Yani bigün sever,bigün sevmez,denge unsuru yok.Asık olmak sevmek aynı şey değilde farklı şeyler mi diye düşünürsünüz..Eski bi sevgilimle ayrıldığım nedende mesela buydu:'Ben seni seviyorum Biricit,ama eski sevgilimide unutamadım'..Bir erkeğin kalbi ikiye mi bölünür?Ya seversin adam gibi,ya da gidersin..

Annesine sizden bahsetmez mesela.Çünkü siz kimsinizki,neyisiniz onun yani neden bahsetsin,o zaman ne amacı varda sizinle beraber?Ben söyliyim çünkü sizinle sadece cinselliği yaşamak istiyor,baskada bir amacı yok..Bi de bu modellerin bir üst modeli var,annesine bahsedenleride vardır.Onlarda ciddi düşündüklerini belli etmek istercesine hatta sözlenirler,nişanlanır vs.. Ama sonrasında yaptıkları dengesizliklerle,mesela facebooktan kıskanarak kızın facebookunu kapatırlar,ardından kendılerıde kaparlar.Sonrada gidip kendı facebooklarını acarlar.Sevgililerini doğum gününde bile aramazlar,sevgililer gününde bile aramazlar..Ama ilk baslarda nasıl ilgilenirler nasıl seviyormus gibi davranırlar..Dengesiz çok memlekette,onlara değer verende çok malesef..Ama hata onlara değer veren kadınlarda.

Soğan Erkeği olmayan erkek,masaya yumruğunu vuracak,delikanlı gibi sevdiğini belli edecek,değer verdiğini davranıslarıyla hissettirecek..Korkmayacak bişeyden,güçlü olacak,güç verecek kadınına...Bir erkek net olacak,ne istediğini,ne yaptığını bilecek..Kendini bilmeyen insanla nereye varabilirsiniz ki?Çok istesenizde,o istemiyorsa artık anlayın ve çok uzaklaşın hemde çook..

Biricit derki,aşkla meşkle ne uğrasıyorsun senin ne haddine aşk,sen oturda kariyer yap,kimsenin hayatına fazladan yük olma yüreğine,anla artık kimsenin hayatında senin yerin yok..
resim alıntıdır.

17 Kasım 2012 Cumartesi

Suskun Güneş


Bugünlerde hem bitki çayları ile hemde kahve ile aram çok iyi,boğazımdan rahatsızlandım ve gribe kadar gittim en sonunda:) 24 saat bitki çayları içiyorum,kahve eşliğinde,kitap okumayıda ihmal etmiyorum tabiiki:))
Suskun Güneş kitabını,Beyoğlu Sahaf festivalinden almıştım.58. sayfaya kadar denizotobüsünde okudum,benki denizotobüsü,metro ve asansör gibi kapalı mekanlardan korkan ben,denizotobüsüne binebiliyorum,benim için çok değerli birisi için..:) Kitabın kalan kısmınıda yatağımda uyumadan evvel okudum,bitireli uzun zaman oldu ama ancak fırsat bulabildim yazmaya.Bodrum'a hiç gitmedim ama merak ettiğim yerler arasında.Kitabın yazarıda Bodrum'da yaşadığı birbirinden ilginç olayları,öykü haline getirmiş.Bir sürü öyküler var,benim en çok hoşuma giden en sondaki hikaye oldu,ilginç ve gerçekte yaşandığını düşündüğüm,yazarın gözlemlerine dayanarak anlattığı öyküler oldukça iyiydi..



Biricit,bir gün Bodrum'a gidecek,kimbilir belkide hiç geri dönmez..

12 Kasım 2012 Pazartesi

Raen-Bitkisel'den Hoş Kokulu Sabunlar Gelmiş!:)


Raen-Bitkisel ile bir hediye çekilişi yapmıştık hatırlarsınız,banada hediyeler göndermişler hemde çok şık ambalajlamışlar.Miss kokulu sabunlarını (greyfurtlu,limonlu,portakallı) çok beğendim.Henüz kullanmadım ama kokuları ambalajda olmasına rağmen gayet hissediliyor,çok güzeller,çeyizime kaldırdım,çeyizimde bir sabun koleksiyonum var kullanmaya kıyamadım yani anlayacağınız:)



Raen-Bitkisel'e bu güzel jestleri için çok teşekkür ederim:)

Biricitin çeyizinde bir sürü sabunları var ama bu gidişle hiç kullanamayacak galiba,ama beyaz atlı prenside çok şanslı olacak..:)

Victoria Secret Lost In Fantasy'm Var Benim Artık!:)


Evoria'dan hediyem geldi:) Pemberuj.netin hediye çekilişinde kazananlardan biriside bendim.Hediyem geldi,hatta kullanmaya bile başladım:) 



Victoria Secret Lost In Fantasy'nin kokusu meyvemsi ve çok hoş,bayıldım diyebilirim:)) İçeriğinde yabani Brezilya Orkidesi,sıcak misk,yatıstırıcı papatya,aloe vera özleri ve meyveler var üzerinde kivi yazıo,kivi gibi kokuyorum sanırım her banyodan sonra kullanmaya basladım,ferahlatıcı kokusu cok hosuma gıttı:)
Evoria.coma ve Pemberuj.nete bu güzel hediyeleri için çok teşekkür ederim:)

Biricit derki,bir Victoria Secret mankeni olamasamda,kokularını kullanıyorum..:)

11 Kasım 2012 Pazar

Çocukluk Arkadaşının Böylesi Düşman Başına Bile Olmasın!



Hepınız emınım sunu dıosunuzdur bu kız hıc mı ıyı bısey yazmayacak,ıyı seyler olmayınca ne yazayım kı ne gelıosa basıma yazıyorum..
Benım cok sevdığım ve 25 yıllık cocukluk arkadasım olan hatta ona yazı yazmıstım,kanserı yendı dıye o arkadasım varya,o kısıyı hayatımdan cıkardım..
Cunku o sevdığım arkadasım bana hayatımda unutamayacağım seyler yasattı..Facebooktan sureklı tuhaf tuhaf yorumlar yazmaya basladı once,yok hayatında bırısı yok mu,yok kocamı ıstıosun,ben ılk bastakılerı hep alttan aldım fakat sonrasında baktımkı tepeme cıkmıs.Kötü niyetli seyler yazmaya basladı ve en sonunda bardağımı tasırdı,bu sekılde seyler yazma dedım herkes goruyor yazdıklarını dedım,sonra yazdıklarını sıldı yorumlarını..
Derken eskıden mesajlasırdık,o zamanlarda sureklı hayatımda bırısının olup olmadığını soruyordu,o kadar merak edıodu yasantımı neler yaptığımı.Istanbul'da yasamıyor,erken yasta 20lerınde evlendı ve ıkı cocuğu oldu,baska bı sehre gıttı esı ıcın..Derken bız ama ırtıbatımızı koparmadık onunla,fakat bız coktan koparmısız ırtıbatımızı ben anlayamamısımki...

Facebookta bazı arkadaslarımı,teyzemı,kuzenlerımı,cok yakın olduğum arkadaslarımı ekledığım blogumla ılgılı lınklerı paylastığım mesaja onuda eklemısım.Ama unutmusum otomatığe bağlamısım mesaj yazarken,onada gıtmıs.Ve mesajdada yazımı okurlarken kımse yorum yazmasın,mesajlardan rahatsız olanlar olabılır yazmıstım,bu kız gıtmıs ona 'bu ne yaaaa' dıye bısey yazmıs.Benımde artık şalterlerim attı ve ona okkalı bı mesaj yazdım,ne kadar terbıyesız olduğunu bunu nıye yaptığını ozellıkle benı rencıde etmek ıcın baskalarına kotu gostermek ıcın nıye boyle davrandığını artık anladığımı yazdım..Senın gıbı cocukluk arkadasım olmaz olsun dedım,sureklı laf sokmaya calısıyorsun artık benı kaybettın yazdım ve kızı sıldım engelledım..
Sonrası ıse kadın gıtmıs sahte facebook acmıs ve benı eklemıs,bu dedığım kadın 32 yasında ve ıkı cocuklu bır kadın..Ben once kım bu dıye dusunurken tabııkı tanımadığım ıcın kabuletmedım.Ama o mesaj yazmıs ve dün gece gordum.Yazdığı mesajlada beni tehdit ediyor,bir sürü hakaretler dolu bir mesaj ve savcılığa gidersem kesinlikle hapis cezası alacağını düşünüyorum..Hadi onu geçtim,içindeki kini nefreti anlıyorum,erken yasta evlenıp hayatını karartmıs sanırım akli dengesini yitirmiş,sorunları var bunuda anlıyorum,ama sen kendi sorunların yüzünden baskalarının hayatını karartamazsın,mesajında bizim ortak cocukluk arkadasımızın eşine ulaşıp, kızın eşiyle evlenmeden önceki baska biriyle yasadığı ilişkisini söyleyeceğini yazmıs ve onun yuvasını yıkacakmıs,bunuda benım soyledığımı yazacakmıs,yada bı yerden ulasacakmıs onlara..Ve bu kadın benım en ıyı dostlarımdan bırısı,evli ve onlarında cocukları var,böyle bişeyi nasıl yapabilir nasıl yapabilir bunu düşünmesi bile ne fena kötü niyetli birisi olduğunu anlatıyor..

Arkadaslığımızı yıllardır yasadığımız dostluğumuzu mu kıskandın,kızın senin asla sahip olamayacağın mutlu yuvasını mı kıskandın,neyi kıskandın neyin intikamını alıyorsun sen,yasayamadığın genclığının mı yoksa kanser olup yasayamadığın cocukluğunun mu?Ya ben senın her zaman yanında olmadım mı,seni kanser olduğunda yalnız mı bıraktım,ne yaptım ben sana sadece dostluğumu gosterdım..Senın sacların dökülürken,ben senin ellerinden tuttum.. 25 yıl seni bırakmadım,ilkokulda ortaokulda aynı sınıftaydık,annelerimiz nasıl iyi arkadaslardı,hep yanında oldum senin bana tesekkurun bu muydu,ben senin yasaman ıcın dualar ettim Allah'a,senin ateist babanla hrıstıyan ablan ıckılerını yudumlarken ben üzülmüştüm senin için biliyor musun ama sımdı ne dusunuyorum neyse buraya yazmayacağım,Allah bılıyor ıcımden gecenlerı..benim aıleme,bana o saydığın hakaretleri sana mahkemede yedirmek var,senin hayatını dere tepe dümdüz yapmak var..var var işte..

Annemede az once anlattım ve kadın şoka gırdı,elı ayağı tıtremeye basladı ve ona bır mesaj yazdı,yarında dığer tanıdıklarımızla konusup annesıne ve babasına anlatacağız,kızınızın akli dengesi yerinde değil diye anlatacağız cunku aklı basında bırısı bunu yapmaz..Seni rezil edeceğiz cunku buna SEN layıksın!..Gerekiyorsa mahkemede görüseceğiz cunku bunu hakedıyor galiba... Ama o kızın yuvasını yıkamayacaksın,cunku sana ınanacaklarını mı dusunuyorsun,senın uydurduğun sacmalıklara mı , yoksa arkadasımla bana mı ınanacak eşi?Hadi o neysede arkadasımla aramı bozamayacaksın..O biliyor benim nasıl bir insan olduğumu.. Bide bana insanlara güvenden bahsetmeyin..25 yıllık arkadasımı bıle tanımamısım ben..

Biricit çok sinirli,çoook bir günde iyi bişey başıma gelsin diye düşünüyor..
resim alıntıdır.

10 Kasım 2012 Cumartesi

Özlemek Ağlamaktır Dersin Ve Susarsın..



Özlersin bazen..Kiminin sesini özlersin,ararsın konuşursun hasretin biter..Yüzünü özlersin kimininde yüzyüze gelirsin,hasretin diner belki..Kimininde ruhunu,kalbini özlersin..
İş arkadaşlarını özlersin.Onlarla çalıştığın anları,başınıza gelen komik olayları,yaptığınız dedikoduları..Ben en çok o yapı marketteki arkadaslarımı özlüyorum bazen..O çok az maaşla yaşamaya çalışmamızı,mücadele edişlerimizi..En çokta sabahları o oturduğumuz simitçideki,çaya katık ettiğimiz simitleri..O simidi yerken konustuğumuz hayallerimizi,belki hiç olmayacak hedeflerimizi,kim kimle çıkıyor,kimden hoslanıyor dedikodularımızı..Oradaki sahici arkadaslarımı özlüyorum bazen..Plazaların kendi kadar soğuk,hesapçı,çıkarcı arkadaslıkları gibi değildi oradaki iş arkadaslarım..
Sevdiğini özlersin..Bakıslarını,konustuklarınızı,kokusunu,ellerini,onu..bazen yanındayken bile özlersin onu ya da bulustuktan hemen sonra bile özlersin..belkide en kötü özlemek,kaybettikten sonra özlemektir,çaresi bulunamayan özlemelerdendir o..Eğer ona sahipsen çok şanslısındır aslında; özlemek o zaman sadece bulustuğunuzda,kavustuğunuzda geciverir yerini mutluluk alır çünkü..
Aileni özlersin..Eğer uzaklardalarsa telefonla hasret giderirsin..belkide bikaç gündür görmemişindir hemen görmek istersin yada konusmak ..Belkide ömür boyunca göremeyeceksindir bu özlemlerin en fecisidir..Hayattalarsa yine çok şanslısındır,özleyince görebilirsin,sarılabilirsin,konusabilirsin...ben en cok bayramlarda elini öpmeyi özledim sanırım  babamın..
Dostlarını özlersin..Mesafelerden,şehirlerden,işlerden,güçlerden dolayı görmediğin,uzun zamanlardada göremeyeceğin arkadaslarını çok özlersin..dertlesememek onlarla,paylasamamak dahada özletir onları..
Sevmeyi özlersin ve sevilmeyi..öyle özlersinki yalnız gecelerde olmak istemezsin..gündüzlerde de..benide seven olsunda,onu dünyanın en mutlu insanı yapayım dersin,herkesin sevdiği var ben niye yalnızım dersin..sevmeyide sevilmeyide özlersin..
İstanbul'u özlersin..farklı bir şehre gidince ilk günler neşeyle geçsede,alıştıysan bu şehre özlersin..bu sehırde bıraktıklarını,hatta trafiğini bile özlersin..
Çocukluğunu özlersin..öyle saf saf oyunlar oynadığın zamanlarını..hiçbişeyin farkında olmadığın yıllarını..hayatı görmediğin,insanların iç yüzünü anlayamadığın günlerini..evcilik oynayıp,barbie bebeklerine elbiseler giydirdiğin,o yalnızca dansa davet,saklambaç,dokuz taş,misket oynadığın zamanlarını..o günlere dönmek istersin,dönemeyeceğini bile bile..
Özlersin...özlersin..özlemek ağlamaktır dersin ve susarsın...

Biricit derki,özlediğiniz tüm şeylere birgün umarım kavusursunuz ve onları ne kadar özlediğinizi söylersiniz..
resim alıntıdır.

Olmasaydın Olmazdık....



Atamızı rahmetle,saygıyla,minnetle,özlemle,sevgiyle anıyoruz..arıyoruz...

6 Kasım 2012 Salı

Tohumlarımızın Nesli Tehlike Altında!

Binlerce yıllık tarım geleneğini barındıran Anadolu topraklarında yetişen yerli tohumlar yaşamın sürekliliğini temsil ediyor.

Atadan kalma tohumlarımız;

* Lezzetli ve sağlıklı gıdaların temini için birer genetik hazinedir
* Binlerce yıldır değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış numunelerdir
* Tarımsal biyoçeşitliliğin önemli bir parçası ve yaşamın sürdürülebilirliğinin olmazsa olmazıdır
* Dışarıya bağımlı kalmaksızın ülkemizin gıda güvenliğinin teminatıdır

Ancak bugün Anadolu’ya özgü yerel tohum çeşitliliğimiz yok oluyor. Tek seferlik, ticari tohumların egemenliği nedeniyle gıdamızın ve geleceğimizin güvencesi yerli tohumların nesli tehlike altında! Yeryüzünde zengin çeşitlilikteki yaşamı sürdürebilmek, atalık tohumlarımızı gelecek kuşaklara aktarmamıza bağlı.

TOHUM TAKAS AĞI, yüzyılların bilgisini taşıyan yerli tohumlarımızın korunup yaygınlaşmasını amaçlıyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Adım Adım Oluşumu desteğiyle yürüttüğü TOHUM TAKAS AĞI KAMPANYASI’na destek olarak,

* Anadolu’nun dört bir yanındaki ekolojik çiftliklerde yerli tohumların çoğaltılarak paylaşılmasını sağlayacak;
* Bu toprakların yüzlerce yıllık bereketinin, lezzetinin, besin zenginliğinin ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sağlam patikalar oluşturacaksınız.

Verdiğiniz desteğin her kuruşu binlerce yeni tohuma dönüşecek...



Kredi kartı ile bağış yapmak istiyorsanız: https://www.bugday.org/portal/BagisAdimAdim.php

EFT/havale yoluyla bağış yapmak istiyorsanız:
Alıcı Adı: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Garanti Bankası Karaköy Şubesi - Şube No: 400
Hesap No: 6295240
IBAN No: TR67 0006 2000 4000 0006 2952 40

www.bugday.org - www.yasasintohumlar.org
facebook.com/BugdayDernegi
twitter.com/BugdayDernegi
Twitter paylaşımlarınız için hashtag: #YasasinTohumlar

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

Depresyondan Çıkaran Şarkılar (mim ben kendim buldum:) )



Ailenizin Dj'i Biricit üşenmedi,sizin için arastırdı buldu,kendim depresyona girmem yetmezmiş gibi insanlarıda depresyona soktuğumu anlayınca dedimki nasıl çıkacağız şimdi işin içinden..
Nasıl kurtuluruz depresyondan?Şarkı dinleyerek aferin yüss puan bana:)


Candan Erçetin-Umrumda Değıl (umurunuzda olmayanlara)


Özlem Tekin-Dağları Deldim (sizi anlamayanlara)

Manga-Bir Kadın Çizeceksin (sahte insanlara)

Sıla ...Dan Sonra (ayrılırken ne söyleyeceğini bile bilmeyenlere)

Rober Hatemo-Senden Çok Var (sevgiliniz varken ya da yeni ayrıldığınızda; size asılan lavuklara)

Gülşen-Kara Böcükler (dost kazığı atan,dedikoduculara)

Serdar Ortaç-Dansöz (hayatınızdan gelen geçen tüm dansözlere)

Tuğba Özerk-Lo lo lo (acı çekmesi gerekenlere)

Nazan Öncel-Normal (normal olduğunu sanıpta,olmayanlara)

Nil Karaibrahimgil-Pırlanta (kalbinize..)

Kenan Doğulu-Çakkıdı (içinden çıkamadığınız durumlara)

Mor ve Ötesi-Şirket (iş hayatınızdaki çakal ve yılanlara)

Mustafa Sandal-Ego (boş insanlara)

Ebru Yaşar-Yeşillenirim (yeni aşklarınıza kavusunca eskilere)


Nancy Ajram-Mashy Haddy (bu sarkının klibi ve sarkının kendisi çok hoşuma gidio:) )

Şebnem Ferah-Sil Baştan  (bu şarkıda bana ve benim gibilere..)


Vee son olarak her ne olursa olsun üzülmeyin,hayat yinede yaşamaya değer,yepyeni hayatınıza merhaba deyin..
Sertap Erener-Yeni


Birden aklıma bişey geldi,bu yazı mim yazısı olsun mu?:)) İlk kez bir mim yazısı yapmaya cesaret ediyorum,bakalım kimse yapacak mı?Yapmak isteyen olur mu ki?

Mimliyorum herkesi o zaman bakalım,kontrol edicem:)) Ama depresyondan cıkaracak şarkıları paylasacaksınız,daha beter depresyona sokmayın bizi:))Depresyondan cıkaracak seyler nelerdır konumuz ve sarkılar,istediğiniz kadar şarkı paylasabilirsiniz..:)


Biricit derki,en iyi depresyon ilacı çikolata ve AŞKtır..:)
resim alıntıdır.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Eski Sevgiliyi Unutma Yolları



Sevgilinizden ayrıldınız,artık sevgiliniz sizin 'eski sevgili'niz oldu.


Peki unutmak için neler yapmalı,neler etmeli,nasıl unuturum ben eski sevgilimi,aklımdan çıkmıyor bir türlü diyorsanız;
-Öncelikle ayrılığı kabullenin.Ve içinizden ağlamak geliyorsa ağlayıp rahatlamayı deneyin.
-Eski sevgiliniz sosyal medya mecralarındaki hesabınızdan silin(facebook-twitter-msn vb.)Orada onu görüp iyice bunalıma girmemeniz için,siz ağlayıp ağlak şarkılar dinleyip profılınızde paylasırken,laf sokmalı iletiler yazarken o sizi takip etmiyor merak etmeyin,takip etseydi ayrılmazdı.
-Facebook/Twitter/Msn gibi ortamlarda atarlı iletiler,şarkılar paylaşmayın,sizi seven dostlarınız ve iş arkadaşlarınız açısındanda komik duruma düşüyorsunuz,illaki dayanamıyorum diyorsanız kendinize sahte bir profil açın ve oradan avazınız çıktığı kadar bağırın.
-Hüzünlü şarkılar dinlemeyin,en kötüsüde ikinize ait özel şarkılar varsa onları hiç mi hiç dinlemeyin.Hareketli,daha çok kopacağınız türdeki şarkıları,müzikleri dinleyin.



-Yahu zaten hüzünlüyüm nasıl kopayım,göbek mi atayım diyorsanız,o zaman hemen elinize bir kitap alın ve onu okuyun.Ayrılık zamanlarında,depresyon zamanlarında kitap en iyi ilaçtır.
-Eski sevgilinizin telefonunuda silin rehberinizden.Ani duygu patlamaları yaşayıp aramamak için bunu yapmanız lazım.
-Size almış olduğu hediyelerini yada beraberken çekildiğiniz fotoğraflarınızı şu an için hiç ulaşamayacağınız bir yere kaldırın.Zaman geçince sizin belki bir anı olarak kalırlar yada çöpün dibini boylarlar.Siz sadece gözünüzün önünden kaldırın onu hatırlatacak şeyleri.
-Ayrıldığınız ilk dönemde yeni birini hayatınıza kesinlikle sokmayın.Unutmak için yapılan bu durum başlı başına hata doludur.Çivi çiviyi sökmez sakın bu hataya düşmeyin.Hem size hemde yeni sevgilinize yazık olur,aşk hayatınız daha da karmaşık bir hale girer.
-Ayrılık ve üzüntülü bu döneminizi yakın arkadaşlarınızla,hobilerinizle değerlendirin.Arkadaşlarınızla sık sık buluşun,ailenize vakit ayırın,sosyalleşin bir kursa yazılın,değişik hobiler edinin bu dönemde.
Zaman en büyük ilaçtır bunuda gözardı etmemelisiniz.


Bu yazım Blogum Dergisi Haziran Sayısı'nda yayınlanan ikinci yazımdır:)Bazı zamanlarda Blogum Dergisi'ndeki eski yazılarımıda blogumda yayınlayacağım..

Biricit derki,kelin ilacı olsa kendi başına sürerdi,peki o hakaret gibi tokat gibi sözleri nasıl unutacağım ben,kalbimin kırıklığını ve içimdeki acıyı..
resimler alıntıdır.

Ann Yvette İnci Tozu Maskesi Deneyimim!:)



Ann Yvette İnci Tozu maskesini nihayet bende denedim:) Hatta bütün maskeyi bitirdim sayılabilir,cok az kaldı içinde:) Yumurtanın akı ile karıstırıp uyguladım,bir yemek kasığı yumurta akına bir çay kasığı maske koydum,cunku uzerındekı tarıfte bu sekılde yazıyordu,ama cok sulu gıbı geldı bıraz kıvamını arttırdım maskeden azbısey daha ekledım göz kararı..Sonra karıstırdım,mayonez gibi bi kıvama ulasınca,temız ve kuru yüzüme uyguladım.İlk beş dakika içinde maske dondu ve yumurtanında etkisi ile cildim gerim gerim gerildi:)

Gerilmesi zaten maskelerin hepsinde olan bir durum ama alnımda sonrada burnumda acayip bir kaşıntı yaptı,tabııkı yuzum maskeli olduğu ıcın hıcbısey yapamadım,kasıntının nedeni ise tahminimce yumurtadan yada kılcal damarları harekete gecırmesınden kaynaklanıyor.(ammada attım) İkinci,üçüncü,dördüncü yapısımdada kasıntı olustu.Nasıl tatlı bi kasıntı anlatamam,zaten cıldım gerılmıs gerım gerım,10dakika zor dayandım.Yüzümü yıkadıktan sonrada nemlendirici kremimi yüzüme sürdüm.Herhangi bir kızarma vb. gibi bir sorun olusmadı.Kasıntının dısında ise yıkadıktan sonra gercektende dedıklerı kadar pamuk gibi bir cildim oldu ve beyazlasmada oldu bunuda belirtmeden gecemicem.Sadece beni olumsuz etkileyen kaşıntı yapması,ama olumlu olarak gercektende denemeyi cok ıstedığım bir üründü ve yaklasık üç haftadır kullandım bariz olarak cildimde beyazlasma,parlama oldu.

Hediye olduğu icin fiyatını bilmiyorum:)

Biricit Ann Yvette İnci Tozu Maskesinide kullanılacak ürünler listesine ekledi ama kaşındırmayaydı dahada iyiydi dedi:)

3 Kasım 2012 Cumartesi

Blogum Dergisi Kasım Sayısında Biricit Yazıları!:)


Blogum Dergisi Kasım Sayısı'nda Biricit yine yazdı yine yazdı:)) Birbirinden değerli blog yazarlarını, her ay farklı yazılarıyla bir araya getiren Blogum Dergisi'nde yazmak benim için yine mutluluk verici oldu.. Blog Dünyası'nda başıma gelen yada çoğu blogger arkadasımızın başına gelen bir olayıda yazdım bu ay,kadınları çıldırtan benimde,cevremdeki kadınlarında sık sık karsılastıkları sorularıda yazdım..:) 

Özgün yazıların varsa buradan bize ulaşıp,sende http://blogumdergisi.com/ a katılabilirsin,sonra ben bilmiyordum duymadım demek yok:)


Blog Mafyası Gerçeği yazıma buradan

Kadınları Çıldırtan Sorular yazıma ise buradan http://issuu.com/blogum/docs/blogumkasim/13 ulaşabilirsiniz..

Biricit,Blogum Dergisi'nde yazdığı için yine mutlu..:)

1 Kasım 2012 Perşembe

Doa Kozmetik Hediye Çekilişi Sonuclandı!:)


14 Ekim 2012'de Doa Kozmetik ile yaptığımız hediye çekilişimizin kazananlarını değerli firmamız belirledi,katılan herkese çok teşekkürler,destekleyen arkadaslarımada cok tesekkur ederım,





Baobab Yağını Kazanan şanslılarımız:

7 nolu yorumu yapan Damla ve 16 nolu yorumu yapan Oğuz Akdeniz :)
Mail gönderdim iki şanslı izleyicimede,mutlu günlerde,iyi günlerde kullanmanızı dilerim:)3 gün içerisinde ulaşmazsanız mail adresimi buradan da yazıyorum biricitconsungunlugu@hotmail.com yedek talihli belirleyebiliriz,o yüzden hemen ulaşın bana,adres ve telefon bilgilerinizle:))

Raen-Bitkisel Hediye Çekilişimizi Kazanan Belli Oldu!:)


17 Ekim 2012 de Raen-Bitkisel ile başladığımız hediye çekilişimiz sona erdi:) Katılan herkese teşekkür ederim :) 20 kişi katıldı,

kazananı random.org ile belirledim.Veeee Sabun Sepetimizi Kazanan:

Hülya Hacıoğlu oldu:)
Mutlu günlerde,iyi günlerde kullanmanı dilerim,mail gönderdim,adres ve telefon bilgilerinizi biricitconsungunlugu@hotmail.com dan bana üç gün içinde ulaştırmanı rica ederim,yoksa yedek talihli seçmek zorunda kalacağım:)) Katılan herkese teşekkürler,yine çok güzel çekilişlerim olacak:)bi yere ayrılmayın..:))