20 Temmuz 2026 Pazartesi

Sınanmamışlığın Kibri

 


'Sınanmamışlığın kibri', son zamanlarda oldukça sık kullandığımız bir cümle oldu. Boşanırsınız, ben olsam böyle boşanmazdım derler, ailem olsun diye sevildiğinizi sandığınız için evlenirsiniz, ben olsam öyle davranmazdım bu kadar erken evlenmezdim derler, çocuğunuzu yetiştirirken ben olsam öyle davranmazdım, ben çocuğumu farklı yetiştirirdim derler. İşiniz vardır çalışırsınız haksızlıklara uğrarsınız, ben olsam öyle davranmazdım. şunları şunları yapardım derler.. Derler de derler. Herkes sizin zor durumlarınızla, karar vermekte zorlandığınız anlarla ilgili, geçmişinizle ilgili yorumlar yaparlar. Kendi sığ beyinleri ile.. Ben olsam şunu yapardım bunu yapardım diye kendi başlarına gelmeyen ve o konuda deneyimleri olmamış insanlardan, farklı farklı yorumları dinlersiniz. Sizin hayatınızı onlar yaşamış gibi size saçma sapan şeyler söylerler. Sizin hayatınızla ilgili ahkam keserler, o olayları kendileri yaşamış gibi.. Halbuki hiçbirini yaşamamışlardır. Aynı şeyleri yasalardı size hak verirlerdi, sizi anlarlardı. Sizi anlamadıkları gibi sizi daha da çok üzerler.. Anlamadığınız olaylarla ilgili atıfta bulunmayın, bulunmayın ki sizin hikayeniz de devam ediyor, sınanmadığınız sınavlarla ilgili yorumlar yapmayın bir gramlık beyinlerinizle. Ya da aynı şeyleri yaşayıp görün o zaman bakalım siz nasıl tepkiler veriyorsunuz?

Ben asla öyle yapmazdım, ben asla öyle çocuk yetiştirmezdim, beni aldatsa hemen ayrılırdım, ee o zaman sen öyle yap başına geldiği zaman. Evlen, şiddet gör, paranı yesinler, çocuk doğur, boşan ve kendin nasıl yapmak istiyorsan onu yapsana.. Kınadığınız ve büyük konuştuğunuz her şeyi yaşayacaksınız.. Ya bugün ya yarın..

3 Mayıs 2026 Pazar

Vicdan ve Merhamet üzerine....



Uzun zamandır bloguma yazamadım, hayatla birlikte koşmaktan, boğuşmaktan dolayı da denebilir. Yapay zeka almış başını gitmişken, insanların tek dostu menfaat olmuşken, tatlı uykumdan uyandım yine. Bir dostum ısrarla bloguna dön dedi, yazmaya devam etmelisin, ısrarlı bir şekilde, hatta ondan çokça bahsetmiştim yıllar yıllar önceydi.. Buralar o zaman dutluktu. Influencerlar yokken buralar daha samimi yazılar ve insanlar ile doluyken..


Yıllar geçtikçe insanların samimiyetlikleri de tıpkı vicdanları gibi yok olmamışken. Vicdan ne kadar önemli bir duygu, erdemli insanların sahip olduğu. Vicdanının sesini dinleyen insanlar her zaman doğru ve iyi insanlardır. Vicdanını dinlemeyenler doğru ve iyi insanlar değillerdir. Hatta onlarda birer yalancıdır. Hem kendilerine yalan söylerler ve buna inanırlar, hem de başkalarının hayatlarına karşı yalan söylerler. O halde vicdanı olmayan insanlarda yalancı insanlardır diyebilir miyiz? Tabii ki deriz. Vicdanı olan insanlar merhamet sahibidirler ve empati yaparlar. Vicdanının sesini dinlemeyen insanlar bir anlık mutluluk sonrası başkalarının hayatlarını mahfettiklerinin  belki değil belki de farkındalar ama kendilerine bir gün hesap sordukları zaman, anlayacaklar ne yaptıklarını. Kendi başlarına gelmeyeceklerini sandıkları şeyleri tek tek yaşayacaklar, gülme komşuna gelir başına bir gün.. O günü çok uzakta da sanma, her yapılan şey bir gün yapan kişiye geri dönecek.. Çok şükür ki vicdanlı, merhametli, iyi insanlar hep yoluma denk geliyor ve ben o insanlarla aynı yolda yürümeyi çok seviyorum. 


Biricit derki; karma gerçektir, yakın zaman da da kapınızı çalacak korkmayın eğer vicdanınız rahatsa..