21 Temmuz 2026 Salı

Ameliyathane Çıkışında

 


Çok yakın bir arkadaşım geçtiğimiz hafta bir ameliyat oldu. Onu sevdiğim için ben de yanındaydım, asansörden indik ve ameliyathanenin kapısında gözlerimiz dolu dolu kaldık, ben ayakta o ise sedyesinde. Bazen veda edemezsin bazı insanlara..

Derken zaman geçmek bilmedi, hani bazen zaman çok hızlı geçer ya. O sabah hiç hızlı geçmedi, ameliyathanenin soğukluğu sardı içimi. Dışarı çıktım biraz hava aldım, en az iki saat süreceğini söylemişti arkadaşım, bir gidip bir geliyordum hastanenin içine. 

Hastaneler beni çok etkiliyor, babamı ve annemi daha çok hatırlıyorum hastanelere girince.

Açıkçası çokta sevmem hastaneleri, pek iyi anılarım yok ondan herhalde..

Ameliyathanenin kapısı her açıldığında ben ve diğer hasta yakınları büyük bir ümit ve merakla, ameliyattan çıkan hastaların isimlerini takip ediyorduk.. Her an bizim yakınımız çıkacak sanıyorduk.

Bir an anneannem aklıma geldi, Atatürk Havalimanında onu karşıladığımız zamanlar gözümün önüne geldi, sanki ordan geldiği gibi bir gündü, içimizi sevinç kaplardı o zamanlar, biraz orada yaşadığım duygulara benzettim o anları. Havalimanının yurt dışı geliş kapısındaydım bir an sanki. Sadece ek olarak korku da vardı, hem korku hem sevinç..

Hayır hayır ameliyathanedeydim, anneannem, annem, babam hepsi ayrı ayrı aklıma geliyordu, o duygular ve hatıralar aklıma gelirken bayılacak gibi oldum, o an bir hasta yakını hemen yanıma geldi, arkadaşımın ismini duydunuz mu okundu mu dedim, "aa dedi sanki duydum o çıktı hasta odasına aldılar."  Sonra hasta odasına gittim ve arkadaşım oradaydı, kısa bir süreliğine yerimden ayrılınca onu odasına almışlar. Arkadaşım sağ salim ameliyathaneden çıkmıştı.

Mutluydum, hem de çok.. İçimdeki korku da gitmişti, içimde bir şeyle de yüzleşip vedalaştım o gün, neydi tam bilmiyorum ama artık eski Yasemin olmayacaktı, sadece bunu biliyordum.


20 Temmuz 2026 Pazartesi

Sınanmamışlığın Kibri

 


'Sınanmamışlığın kibri', son zamanlarda oldukça sık kullandığımız bir cümle oldu. Boşanırsınız, ben olsam böyle boşanmazdım derler, ailem olsun diye sevildiğinizi sandığınız için evlenirsiniz, ben olsam öyle davranmazdım bu kadar erken evlenmezdim derler, çocuğunuzu yetiştirirken ben olsam öyle davranmazdım, ben çocuğumu farklı yetiştirirdim derler. İşiniz vardır çalışırsınız haksızlıklara uğrarsınız, ben olsam öyle davranmazdım. şunları şunları yapardım derler.. Derler de derler. Herkes sizin zor durumlarınızla, karar vermekte zorlandığınız anlarla ilgili, geçmişinizle ilgili yorumlar yaparlar. Kendi sığ beyinleri ile.. Ben olsam şunu yapardım bunu yapardım diye kendi başlarına gelmeyen ve o konuda deneyimleri olmamış insanlardan, farklı farklı yorumları dinlersiniz. Sizin hayatınızı onlar yaşamış gibi size saçma sapan şeyler söylerler. Sizin hayatınızla ilgili ahkam keserler, o olayları kendileri yaşamış gibi.. Halbuki hiçbirini yaşamamışlardır. Aynı şeyleri yasalardı size hak verirlerdi, sizi anlarlardı. Sizi anlamadıkları gibi sizi daha da çok üzerler.. Anlamadığınız olaylarla ilgili atıfta bulunmayın, bulunmayın ki sizin hikayeniz de devam ediyor, sınanmadığınız sınavlarla ilgili yorumlar yapmayın bir gramlık beyinlerinizle. Ya da aynı şeyleri yaşayıp görün o zaman bakalım siz nasıl tepkiler veriyorsunuz?

Ben asla öyle yapmazdım, ben asla öyle çocuk yetiştirmezdim, beni aldatsa hemen ayrılırdım, ee o zaman sen öyle yap başına geldiği zaman. Evlen, şiddet gör, paranı yesinler, çocuk doğur, boşan ve kendin nasıl yapmak istiyorsan onu yapsana.. Kınadığınız ve büyük konuştuğunuz her şeyi yaşayacaksınız.. Ya bugün ya yarın..