5 Ocak 2014 Pazar

Nasıl Mutlu Olunur?


Mutlu olmak herkesin istediği ama çoğu zaman yakalayamadığı duygulardan birisi. Mutlu olmak bir his mi, gelip geçici bir şey mi? Mutsuzluğa aslında biz, kendimiz mi neden oluyoruz? Aslında bunları düşünürsek; gerçek mutsuzluğumuzun nedenini de bulabiliriz. Mutsuzluğumuzun nedeni; sorunlar, başımıza gelenler, kötü durumlarla karşılaşmamız mı yoksa bizim olaylara verdiğimiz tepkiden mi kaynaklanıyor? Asıl neden biz miyiz? Olaylara bakış açımız mı? Farklı yönlerden bakamıyor muyuz? Kendi kendimize empati yapalım mesela; neye sahip olmalıyız ya da aslında kim olmalıyız, olduğumuz yerden memnun muyuz? Kendimize dışardan bir gözle bakalım; ne olmak istiyoruz, neyiz? Bunu bilmemiz lazım. Başkasının yerine değil, kendimizi kendimiz yerine koyalım, önce kendimizi tanıyalım, sevelim, sonra da karşımızda ki insanın yerine kendimizi koyalım. O bana böyle davransa ben ne yapardım?

Mutlu olmanın en önemli kuralı bence elindekilerin kıymetini bilmek. Elinde olmayan, ulaşamayacağınız şeylere aşırı derecede heveslenmemek gerek. Tabii ki burada hayal kurmaktan, olabilecek şeyleri düşünmekten, hedefler belirlemekten bahsetmiyorum. Mesela aşırı zengin olan insanlara özenmek, aşırı derece güzelliğe sahip insanlara özenmek. Onda var, bende yok diye düşünmek, bu gibi şeyleri düşünmeye devam ederseniz uzun süreli mutsuzluklar yaşayabilirsiniz. Kendinizi kabul etmeniz gerekir öncelikle; siz busunuz. Kendinizi geliştirmeniz, değiştirmeniz tabii ki çok önemli ama başkalarında olan özelliklerin veya güzelliklerin sizde olmamasını, kafanıza takarsanız, mutluluğunuzu da engellemiş olursunuz. Siz kendinizi olduğunuz, doğal halinizle sevip, kabul etmezseniz, başkaları da sizi sevmez ve kabul etmez.

Elindekinin kıymetini bilmek kadar elimizde ki ile yetinmeyi de bilmemiz lazım. Hep daha fazlası, daha fazlası olsun diye düşünürsek; bencil, gözü doymayan insanlar olacağız. Ve asla mutlu olamayacağız. Mutlu olmanın diğer yollarından birisi de sizi mutlu eden insanlarla vakit geçirmektir, sizi güldüren, hayatı sevmenizi sağlayan, moralinizi düzelten insanların çevrenizde olmasıdır. Onlarla vakit geçirmeniz sizi mutlu etmeye yetecektir. Şu açıdan bakarsak; mutluluk aslında sağlıklı olmaktır da. Hasta olduğunuz zaman sağlığınızın kıymetini anlarsınız. Ama sağlıklıyken hasta olacağımız hiç aklımıza gelmez. Sağlıklı olduğumuz için ve sevdiğimiz, bizi mutlu eden insanlar yanımızda olduğu için mutlu olmamız lazım. Başka insanları mutlu etmeye çalışmalısınız belki de; sizin mutluluğunuz oradadır. Onları mutlu ettikçe, mutlu olduğunuzu göreceksiniz.

Mutluluk belki; bir kahvede gizli, belki bir dostun gülüşünde, belki de okuduğunuz kitabın sayfalarında gizli.. Belki makyaj malzemelerinizde, belki de parfümünüzde..Siz bakıpta göremiyor olabilir misiniz? Mutluluğu aramayın, o sizin kalbinizin içinde aslında. Ama önüne setler çekip, mutsuz olduğunuzu düşünürseniz, kimseye kalbinizi açmayı denemezseniz, sizi seven insanların kalbini kırarsanız, onları yanınızdan uzaklaştırırsanız, mutlu olamazsınız.. Nasıl sürekli mutlu olunur peki? Mutluluğu bulduğunuzda onu kaybetmemeye çalıştığınız zaman sürekli mutlu olursunuz. Mutluluğu, kişilere, nesnelere bağlarsanız asla mutlu olamazsınız. Önce kendi iç dünyanızdaki hesaplaşmalarla hayata başlayın, hesaplaşmalarınız bitince neyin doğru neyin yanlış olduğunu, kararlarınızda hatalar yapıp yapmadığınızı, her yaşadığınız olaydan aldığınız hayat dersini bulduğunuzda işte o zaman mutlu olmak için ilk adımı atmış olursunuz. Herşeyden mutlu olabilirsiniz en ufak şeyler bile mutlu eder bazı insanları. Bazen benim de hersey üzerime geldiğinde ben de ne yapacağımı şaşıranlardanım ama öyle minicik ufacık bir şey oluyor ki yine de mutlu olabiliyorum. Ben mutlu olunca, çevremdeki insanlarında mutlu olduğunu hissedebiliyorum.. Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmeliyiz ki daha büyük sevinçler, mutluluklar kapımızı aralasın..

Biricit derki; mutlu olmak istiyorsanız önce mutlu etmeyi bilmeniz, öğrenmeniz gerekli.. herkes hak ettiği mutluluğu zamanı gelince tadacak..

4 Ocak 2014 Cumartesi

Elidor Mükemmel Düz Saç Kremi


Çok uzun zamandır kullandığım bir saç ürünü olan Elidor mükemmel düz saç bakım kremini beğenerek kullandım hatta şişesinde çok az kaldı diyebilirim. Saçınızı yıkayıp, kuruladıktan sonra; ıslakken uyguluyorsunuz. Saç diplerime değil de genelde uçlarına ve biraz yukarısına uyguladığım bu bakım kreminin kokusu da güzel. Saçlardaki elektriklenmeyi ve kabarmayı önleyici olarak Elidor Şampuan ve Yuko Yamashita ile beraber geliştirilen 7/24 şekillendirici bu saç kreminden memnun kaldığımı söylebilirim.  Düz saçlara sahip olduğum için, saçlarımda yasadığım kabarmaları yok eden bir saç kremi oldu. 7-8 TL'ye Gratis veya Watsons'tan aldığım bir üründü. Saçla ilgili kozmetik markalarının en iyilerinden olan Elidor markasının mükemmel düz saç kremini denemenizi tavsiye ederim :)




Biricit, düz saclara sahip ama keske sacları lüle lüle bukleli olsaydı diye de düşünmüyor değil..:)

3 Ocak 2014 Cuma

O Küçük Kız Hala Gülümsüyor... Yalnızca Siz Duymuyorsunuz!

Mobil teknolojileri gençler her zaman daha yoğun kullanmış ve faydasını daha çok görmüştür. Ta ki 1 Ekim 2013’e kadar... TENA tarafından gerçekleştirilen yaşlılara özel sosyal sorumluluk projesinde, mobil ve internet teknolojileri, yaşlılarımızı mutlu etmek ve onlara unutulmaz bir gün yaşatmak için kullanıldı. Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.

Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, internaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, kendinizi bir huzurevinde ya da bir aile büyüğünüzü ziyaret yolunda bulmanız kuvvetle muhtemel.

Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı 1 Ekim boyunca aldıkları telefonlarla mutlu ederken, diğer taraftan 12 Kasım günü ödül töreni yapılan Mediacat Felis Ödülleri’nde 2 dalda aldıkları yaratıcılık ödülleri ile hayatlarındaki en özel anlardan birini yaşatmış oldu: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/
Siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere anlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.

Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.

1 Ocak 2014 Çarşamba

diyemezsin de dersin işte.. ahh bu ilişkiler..


Sana bağlandım deli gibi diyemezsin de; ben bağlanmak üzereyim sana o yüzden bitsin dersin..
Seni çok özledim diyemezsin de; biliyorum dersin..
Seni seviyorum diyemezsin de; seni görmek istemiyorum dersin..
Seni kıskanıyorum diyemezsin de; tamam haklısın dersin..
Beni üzüyorsun diyemezsin de; peki dersin..
Geniş değilim diyemezsin de; olabilir dersin..
Gizlilikten, gizemden hoşlanmam diyemezsin de; doğru söylüyorsun dersin..
Beni aldattığından şüpheleniyorum diyemezsin de; telefonunu bir daha kapama dersin..
Bana değer vermiyorsun diyemezsin de; benim için çok değerlisin dersin..
Romantik değilsin diyemezsin de; ben zaten hiç romantik değilim dersin..
Senden kaçamıyorum diyemezsin de; gidiyorum artık hayatından dersin..
Senin yüzünü görünce, sesini duyunca dayanamıyorum diyemezsin de; yüzünü bile görmek istemiyorum dersin..
Senin yanında olmak istiyorum, beni bırakma diyemezsin de; sen ancak onlara layıksın.. dersin..

Ben seni aldatıyorum ya da ona da bir şeyler hissediyorum diyemezsin de; sadece arkadasız mecburen dersin..
Ben aslında bir ilişki istemiyorum diyemezsin de; seni istiyorum dersin..
Ben aslında seni istemiyorum diyemezsin de; buluştuğumuz da şunu da yapalım bunu da yapalım dersin..
Aşık olamam sevemem ben kimseyi diyemezsin de; sevilmeye ihtiyacım var benim dersin..
Ne istediğimi ben bile bilmiyorum diyemezsin de; trip yapma, huzur ver bana dersin..
Ben sana değer vermiyorum diyemezsin de; karışma bana, ben böyleyim mecbur muyum? dersin..

Neden bunları dersin? Diyeceklerini desen keşke daha güzel olmaz mı? Herşeyi dürüstçe söylesen, karsındakini de üzmemiş olmaz mısın? Boş yere umutlanmaz o zaman ya da pişman olmaz bazı şeylere. Bazen anlatacağımız şey farklı, söylediklerimiz ise çok farklı oluyor, diyemiyoruz gerçekleri..Yanlış ilişkilerde genelde bir taraf gerçekten sever, diğer taraf ise; sevmeyen taraftır. İşte bu yüzden de bu ilişkiler belli bir yere kadar ilerleseler bile bir yerden sonra ilerleyemez ve biter. Biten bütün ilişkiler gerçekten de yanlış ilişkilerdir, çünkü bir taraf ilişkisi için bir şeyler yaparken diğer taraf hiç bir şey için çabalamaz. Umursamaz, önemsemez karşısındaki insanı. Karşı taraftan beklediğiniz ilgiyi, değeri, sevgiyi ve emeği görmediğinizde ise ilişkide çatırdamalar başlar, tartışmalar, kavgalar ve beklenen son: ayrılık.. İlişkiyi sadece bir taraf mı yürütecek, iki kişinin emeği olması gerekmez mi? Bazen tatlı sürprizler(bir çikolata,bir ufak hediye, bir parfüm, kalpli notlar), yeri geldiğinde yapılan güzel iltifatlar, bazen güzel bir bakış, bazen gereken yerde gelen kocaman bir özür dilemek, ona çiçekler almak mesela, daha da sayılabilir belki de bir ilişkiyi canlı tutmak için bir sürü şey yapabilirsiniz. Ama sürekli kendiniz bir şeyler yaptıkça -tamam bir insanı mutlu etmeye çalışmakta harika bir duygu- karşı taraftan hiç bir şey görmediğinizde 'ne işim var benim bu ilişkide, ne yapıyorum ben böyle?' demez misiniz?

Mutsuz olduğu bir şeye kim devam eder? Hele ki saygısızca davranıslar varsa, küçücük istekler yapılmıyorsa bile.. Hep karşındaki insandan saygı bekleyip, kendisi hiç karşısındakini önemsemeyen insanlarla karşılarsanız ve genelde yanlış ilişkilerde bu oluyor, ayrılmaktan başka çareniz kalmaz.. Çünkü insanlar kendilerini değerli hissetmek ister, hayatında olan kişinin ona saygı duymasını onu sevmesini, herseyden üstün tutmasını ister, hareketleri ile değer verdiğini göstermesini ister. Kendinizi değersiz, işe yaramayan bir şeymiş gibi gördüğünüz bir ilişkide kim yer almak ister? Hersey karsılıklı değildir, bir insanı mutlu etmek bu kural arkadaslıkta geçerli.. Sevgi de, aşkta hersey karsılıklı olmalı yoksa üzülürsünüz..hem de çok..

Biricit net insanlarla; net kadınlarla ve net erkeklerle karşılaşıp mutlu olmanızı diliyor..

Eyup Sabri Tuncer Doğal Zeytinyağlı Sıvı Sabun


Yılın ilk yazısı temizlikle ilgili bir yazı oldu, tertemiz, bakımlı ve güzel olacağımı düşündüğüm bir yıla başlarken, Eyup Sabri Tuncer Doğal Zeytinyağlı Sıvı Sabun deneyimimden sizlere bahsetmek istedim. :) Eyup Sabri Tuncer'in Doğal Zeytinyağlı Sıvı Sabun'u Afrodit Eventimızda hediye edilen ürünlerden birisiydi. Eyup Sabri Tuncer; blogumun ikinci yılı olduğu için bana özel 2 hediye daha göndermişti. Çok ince davranışları için bir kez daha teşekkür ediyorum buradan :)  Eyup Sabri Tuncer Doğal Zeytinyağlı Sıvı Sabun; içeriğinde %100 doğal zeytinyağı ve saf bitki özleri barındırıyor. El ve yüz temizliğinde uygulanabilen bu sıvı sabun; doğal bir ürün olduğu için; normal sabunlar gibi cildimde herhangi bir kuruluk bırakmadı. Uygulama sonrasında ellerimde yumuşaklık meydana getirdi. Çiçeksi kokusu da gayet güzel bulduğum bir sabun. Zeytinyağı, floral, vanilya notaları, sandal ve misk karısımı hoş bir kokusu var. Elinizde hemen köpüren bir sıvı sabun. Kozmetik ürünlerimde kullanacağım bir sabun.

Paraben içermemesi ise yine harika özelliklerinden birisi. Dermatolojik ve mikrobiyolojik olarak test edilmiş ve onaylanmış bir ürün aynı zamanda; hayvanlar üzerinde test edilmemiş.




Biricit; Eyup Sabri Tuncer Doğal Zeytinyağlı Sıvı Sabunundan çok memnun kaldı:)

Mutlu Yıllar Hoşgeldin 2014 :))

Herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu, sevdikleriyle beraber, çok neşeli bir yıl dilerim. 2014 çok güzel bir yıl olur inşallah. Düşündüklerimiz, hayallerimiz, istediklerimiz gerçek olur.. Sevdiklerimiz hep yanımızda olsun, çok uğurlu, çok şanslı bir yıl olur umuyorum ki:) Bekarların; aşkı isteyenlerin gerçek aşkı buldukları sevildikleri, evlilerin daha da mutlu oldukları, çocuk isteyenlerin çocuklarına kavuştukları bir yıl olsun.. Kariyer isteyenlerin kariyerlerinde zirve yaptıkları bir yıl olsun (ama haklarıyla kariyer yapsınlar, başarılı olsunlar..) :) Bütün kötülüklerin, kötü insanların bizden uzakta olduğu, iyi insanlarla karşılaştığımız, dostlarımızla ve ailemizle beraber geçireceğimiz, güzel haberler aldığımız ve güzel sürprizlerin karşımıza çıktığı, çok bereketli bir yıl olur umarım:)) Blogumu okuyan, takip eden, yorumlarıyla da yalnız bırakmayan tüm izleyicilerimin yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım, güzel blog yazılarımızın olduğu bir yıl olsun insallah :) 

Biricit derki; yeni yıl hepimize güzel şeyler getirsin, en başta sağlık..:)

30 Aralık 2013 Pazartesi

by Ivan Çekilişimizin Yedek Talihlisi


Merhabalar, 27 Aralık'ta by Ivan'ın Lezzetli Çekiliş sonucumuzu burada açıklamıstım, 5 kazanan Şanslıdan 1 kişi Zeynebin Sandığı maalesef geri dönüş yapmadı, 3 gün dönüşünü bekledim ama mailime cevap gelmediği için yedek talihli belirledim. 






by Ivan Lezzetli Yılbaşı Kurabiyelerinden Kazanan 1.Şanslı İzleyicim:) 
Audrey tebrik ederim, mutlu yıllar dilerim,mail gönderdim 3 gün içinde dönüşünü bekliyorum. Afiyet olsun:)